SENFONİ ORKESTRALARIMIZIN TÜSAK A TEPKİ BİLDİRİSİ

0
SENFONİ ORKESTRALARIMIZIN TÜSAK A TEPKİ BİLDİRİSİ
 
14 Mart 2014
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
 
Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan “Türkiye Sanat Kurumu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı TÜSAK” hakkındaki görüşlerimiz aşağıdaki şekliyle bakanlığımıza sunulmaktadır:
 
TÜSAK kanun tasarısı taslağı ile öngörülen düzenlemeler; Devlet Tiyatroları’nı, Devlet Opera ve Balesi’ni, Güzel Sanatları, Devlet Senfoni Orkestraları’nı, Devlet Çoksesli Korosu’nu, Türk Halk Müziği Koroları ile Türk Sanat Müziği Koroları ve Topluluklarını ortadan kaldırmaktadır. 
 
“Müzik ve sahne sanatlarının gelişip güçlendirilmesi, tanıtılması, yaygınlaştırılması ve toplumun her kesimine sunulması” amacıyla hazırlandığı belirtilen TÜSAK yasa tasarısı taslağına, bu görevler için kurulan ve halka sunduğu sanatla bugüne kadar büyük bir yetkinlikle görev yapan, marka olmuş dünya ölçeğindeki mevcut sanat kurumlarımızı ortadan kaldıran hükümlerin eklenmesi kabul edilemez.
 
Öte yandan söz konusu düzenlemeler, mevcut orkestralarımıza ve bu alandaki tüm müzik ve sahne sanatları varlığımıza öncülük ve kaynaklık eden Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestramız açısından daha da vahimdir. Kuruluşu tarihi derinliklere uzanan orkestramız dünyanın en eski orkestralarındandır. Örnek vermek gerekirse, Berlin Filarmoni Orkestrası’nın kuruluşu 1882, Newyork Filarmoni Orkestrası’nın 1842, Viyana Filarmoni Orkestrası’nın 1833, Oslo Filarmoni Orkestrası’nın 1870, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın kuruluş tarihi ise daha önce 1826 dır. 
 
Kurumlaşma ve kökleşme uygar dünya için başlı başına bir ölçüttür. Bu denli derin tarihe sahip orkestramızla ve onu takip eden diğer senfoni orkestralarımızla gurur duyulması, dahası orkestralarımızın ve diğer sanat kurumlarımızın Türkiye’nin her ilinde kurularak yaygınlaştırılması gerekirken, mevcut orkestralarımızı ve sanat kurumlarımızı ortadan kaldıran bu anlayış kabul edilmez bir anlayıştır.
 
Gelişkin çağdaş dünya; insanı ve toplumu değiştirici, geliştirici ve ilerletici işleviyle sanatı ve sanat kurumlarını yaşamın merkezine yerleştirmiştir. Bu ülkeler yurttaşına nasıl yaşam halklarına ilişkin sosyal güvenceler sağlıyorsa, onların sanatsal ihtiyaçlarını karşılamayı da vazgeçilmez bir görev olarak üstlenir. 
 
Cumhuriyetimiz de kuruluşunda aynı anlayışla işe başlamış, sanat kurumlarımız, parası olan bir avuç seçkine estetik doyum sağlamak için değil, bir eğitim ve aydınlanma kurumu olarak kurulmuş, devletin kuruluşunda yapı taşı olarak yer almış, sanat alanı, sanat kurumlarımız ve sanatçılarımız bu anlayışla Anayasal güvenceye kavuşturulmuştur.
 
Örneğin ikinci dünya savaşından yenilgiyle ve büyük yıkımla çıkan Almanya; hiçbir şeyi kalmamışken, öncelikle konser salonlarını, opera ve tiyatro binalarını inşa ederek işe başladı. Şaşkınlıkla soranlara ise, “biz yıkılan insanımızı ancak sanatla onarıp ayağa kaldırabiliriz. Bunu başarabilirsek, o her şeyi yeniden inşa edebilecektir” dediler ve işe sanatla başladılar.
 
Hazırlanan yeni yasa tasarısı taslağıyla ise; Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ile Güzel Sanatları Genel Müdürlüğü lağvedilerek bunlara bağlı sanat kurumlarını ortadan kaldırılmakta, kabul edilemez tersi bir anlayış sergilenmektedir.
 
Sanat kurumları ortadan kaldırılınca, görev yapan binlerce sanatçı emekliliğe zorlanmakta, kalanlar ise işlevsiz bırakılarak kadroları yok edilmektedir. Böylece sanat kurumlarının yeniden hayat bulmasının önü de kapatılmaktadır.
 
Orkestranın, opera ve balenin, tiyatronun ve koronun kurumsal kimliği yok edilerek sanat alanı yürütülemez. Yasa tasarısı taslağında öngörülen düzenlemelerle projeler bazında, sürekliliği bulunmayan toplama gruplar oluşturularak opera, bale, tiyatro, orkestra, koro sanatı yapılamaz. Türkiye’nin sanat alanı TÜSAK yasa taslağında belirlenen yapıyla yürütülemez. Bu düzenlemeler, sanatsız bir Türkiye yaratacaktır. 
 
Bu yasa taslağıyla, sanatçı adayı yetiştiren konservatuvarların, müzik ve sahne sanatları fakültelerinin, güzel sanatlar fakülteleri ile eğitim fakültelerinin sanat eğitimi veren bölümlerinin işlevleri ve varlık nedenleri de ortadan kaldırılmaktadır.
 
Yasa tasarısı taslağıyla, halkın nitelikli sanatla yaşama ve yükselme hakkı da yok edilmektedir. Sanat kurumları ve kurumların yarattığı nitelikli sanat ortamı ortadan kaldırılınca, yerini popüler kültür alacak, bu da toplum yaşamında büyük bir yozlaşmaya yol açacaktır. 
 
Daha da önemlisi, bu düzenlemeyle Türkiye, evrensel boyutta geçerliliği bulunan sanatla ve sanat kurumlarıyla uluslararası kulvarda yarışma alanından çıkartılmakta, ona bir Ortadoğu toplumu, bir Ortadoğu devleti olma rolü verilmektedir. Toplum yaşamında büyük rahatsızlıklara ve yıkıma yol açacak taslak bir an önce gündemden çıkartılmalıdır. 
 
Yasa tasarısı taslağının büyük sakıncalar doğuracak öteki yanı ise, tasarıyla oluşturulan, idari ve mali özerkliğe sahip, kamu tüzel kişiliğini haiz özel bütçeyle yapılacak desteklerin, dönem iktidarlarının atayacağı 11 üyeli dokunulmaz bir siyasi kurula bırakılması, sanat gibi birleştirici, tüm insanlığa seslenen diller, dinler üstü evrensel alanın belli bir ideolojiye terk edilmesidir.
 
Kuşkusuz böylesine bir siyasi kurul, o gün işbaşındaki siyasi iktidarın ideolojisine uygun bulduğu projelere destek verecek, her iktidar bu kaynağı, ilişki kültürü içinde kendi adamlarına dağıtacak; Türkiye’nin kimliğini, birliğini ve dirliğini oluşturan ortak kültürü ve sanatı değil, kendi kültürünü ve sanatını yaratmaya çalışacaktır. Bu tür siyaset ise çok politize olmuş ülkemizin siyasetinde keskin bölünmelere ve ayrışmalara yol açacak, toplumsal çatışmaya ve parçalanmaya zemin hazırlayacak, telafisi zor sonuçlar yaratılacaktır.
 
Sanat ve siyaset kurumunun işleyişindeki bağdaşmaz bu özellikler nedeniyle, sanat alanı için özel yasalar, özel statüler ve tüzel kişilikler öngörülmüştür: “Sanat, siyaset kurumunun müdahalesinden arındırılmalı, siyasî iktidarların değişiminden etkilenmemeli, evrensel işleyişi içinde yaratılıp toplumun tümüne sunulabilmelidir”. Mevcut sanat kurumlarımız bu anlayışla yapılandırılmıştır. Uygar dünyanın tümünde bu böyledir. “TÜSAK” düzenlemesinde ise, sanat alanı siyasî partilerin egemenliğine terk edilmekte, sanatın birleştirici niteliğini ortadan kaldıran bir sistem yaratılmaktadır. 
 
Sanat kurumlarımızı yok eden böylesine ağır bir düzenleme, Cumhuriyet tarihimiz süresince ilk kez gündeme getirilmiştir. Kurumlar yok edilerek sanat alanı yürütülemez, siyasi iktidarın atayacağı bir siyasi kurulun takdiriyle projelere verilecek yüzde 50 oranında destekle Türkiye’de opera, bale, senfonik müzik v.b. gibi dallarda evrensel düzeyde sanat etkinlikleri yapılamaz. Yapılmak istenen bu düzenleme, sanat kurumlarını ölüme terk anlamı taşır.
 
Belirtmek gerekir ki, yasa tarsısı taslağının, toplumdan, sanat çevrelerinden ve sanatçılar ile sanat kurumu yönetimlerinden gizlenerek hazırlanması da yanlış bir çalışmaya yol açmış, tasarıyı daha da olumsuz bir noktaya getirmiştir. Orkestra, opera ve bale, tiyatro v.b. gibi çok özel sanat alanlarındaki düzenlemeler, ancak alanı yaşayan, donanımlı, bilgili ve birikimli yetkin unsurlarla yapılabilir. 
Sanat kurumlarının yöneticileri olarak, kurumlarımızın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için atılacak her türlü adımın yanındayız. Ancak bunlar yapılırken, bu tür çalışmalarda; doğru, bilimsel ve rasyonel yöntemlerin kullanılması, sanatın yararına olacak, demokratik toplumun gereği, katılımı yüksek, geniş bir uzlaşma anlayışı içerisinde olunması gereğine inanıyoruz. 
 
Ne yazık ki bugüne kadar gizlilik içinde yapılan çalışmalar ve konuyla ilgili çelişkili açıklamalar nedeniyle, sanat kurumlarıyla Bakanlık arasında bir güvensizlik ortamının yaratıldığı da unutulmamalıdır.
 
Bakanlığımız, büyük sakıncalar doğuracak TÜSAK düzenlemesinden vazgeçtiğini açıklamalıdır. Ancak bundan sonradır ki, mevcut yasalar korunarak, yönetmeliğin bazı yükümlerinin günümüz koşullarında iyileştirilmesi konusu ele alınabilir. Bu da gizlilik içinde değil, sanat kurumlarıyla birlikte, yetkinlikle, açık toplumun ve demokratik anlayışın gerektirdiği biçimde olmalıdır.
 
Gereğini ve Bakanlık makamına iletilmesi hususunu saygılarımızla arz ederiz.
 
 
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası
İzmir Devlet Senfoni Orkestrası 
Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası
Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası
Antalya Devlet Senfoni 
Devlet Çoksesli Korosu
 
 
Haber Kaynak:
İsmail Hakkı AKSU
i_haksu@yahoo.com.tr

 

Beğendiysen paylaş.

Yazar Hakkında

Sanatı, sanatçıyı, yaşamı paylaşmak…

Yorum yapın

Lütfen Güvenlik Kodunu Giriniz * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.