SEVGİLİLER GÜNÜNDE; İhtiyaçtan İkinci el Kiralık Sevgili Olunur..

 

*SEVGİLİLER GÜNÜNDE: İhtiyaçtan İkinci El Kiralık Sevgili Olunur:

– Yaklaşma mesafesi 20 cm olarak korunur,
-Omuza yaslanarak ağlamada bu kural uygulanmaz ve
gözyaşı durumunda; kâğıt mendil tarafımızdan sağlanır,
-Otobüs durağından alınır, durakta bırakılır,
-GSM Kontur harcamaları kişi tarafından yapılır,

TİP ve DİĞER BİLGİLER: Erkek (Esmer) Boy: Orta boy, Yaş: Olgun (64), Bilgi Birikimi: idare eder,
Şiir okunur, aşağıdaki şarkılardan bir tanesi hizmet karşılığı olarak söylenir:

1) Çarşambayı Sel Aldı, bir yar sevdim el aldı,
2) Ben seni ellerin olsun diye mi sevdim?
3) Nereden sevdim o zalim kadını
4) Kara bahtım kem talihim, suya girsem buz olur,

Sevgililer gününde, işsiz ve sevgilisiz birisi; hem iş, hem de gündelik bir sevgili arasa; yaklaşık olarak böyle bir ilan yazardı. Sevginin egemen olduğu, sevgi açığının az olduğu toplumlarda böyle duyurulara gerek olmadığı inancındayım. Toplumsal cinnet eşiğinde, herkesin bir birinin gırtlağına yapıştığı, paranın egemen olduğu, tinsel değerlerin mala dönüştüğü kapitalist toplumlarda; bu tür reklamlar ve popüler yaratıcılık denemelerinin, uyanıklık ve fırsatçılığın bir şansı vardır denilebilir. Bu duyurunun altına bir ileti adresi yazıp; sonucu birlikte değerlendirmeyi çok isterdim. Nasıl bir sonuç çıkardı acaba?

Günümüzde “sevgi”nin bir üst yapısı olan “evlilik” ve birlikte yaşamanın her geçen gün daha kırılgan olduğu, sonucun ayrılıklarla ve varsa çocukların aleyhine işlediği bu günlerde; “sevgi”den ne anladığımızı bir sorgulamak gerekir. Bana göre yapılan temel hatalardan birisi “insanı sevmek” anlamından; yalnızca karşı cinsi sevmek kestirme sonucuna ulaştığımızdır. Karşı cinsi sevme olgusundan hareketle; karşı cinsle uzun ya da kısa süreli birliktelikler ve karşı cinsi sevme eylemi; içgüdüsel, üremeye dayalı “dölleme ve doğurma” isteğinde anlamını bulur. Burada seks; birlikte olmanın doğal sonucu olarak bir armağan, günümüz nitelemesiyle bir alış-veriş kuponudur.

Bundan otuz-kırk yıl öncesinin Süpermen okuyarak, uçan karton kahramanların peşinde koşan çocukların, çocukları; babalarının kredi kartlarıyla sabahın beşinde kitapçı dükkânlarının önünde yüzlerce metre kuyruk oluşturup; yeni üretilen ve yine uçan-kaçan kahramanların masal kitaplarını almak için bir birlerini ezdiler. Üretmeden tüketmenin doyumuna eriştikleri noktada; hayal güçlerini zorlayarak; sanalı gerçek diye satmaya, olmayanı varmış gibi pazarlamaya başladılar. Şunu bilmiyorlardı ki bu bir bumerang etkisiyle geri dönecek ve kafalarına dank diye çarpacaktı. 6 Eylül 2008 tarihinde Ekonomik Kriz tüm dünyaya açıklandı ve bu pahalı okul züppeleri; gelen bumerangı fark edip, başlarını eğdiler ve kurtuldular. Ama herkes  onlar kadar şanslı değildi. İşte bu ekonomik kriz, bir çok toplum bireyini “ekonomik keriz” durumuna soktu. Hemen burada bu uyanık toplumun bireylerinin yarattığı ekonomistlerden   44 tanesi; bu güne değin verilen “Ekonomi Nobel Ödülü”nün ( 63 adet)  aldılar. Bu oran: 1969 yılından başlayarak verilen toplam 63 Nobel İktisat Ödülü'nün %69,85 şini kapsamaktadır. Bazı yıllar üçer, ikişer Ekonomi Nobel Ödülü aldılar…

Bu güncel ekonomik analizin yapılmasındaki temel amaç; “sevgi”nin de bir ekonomik altyapısı olduğudur. Bu iş için; emek, çaba, bilgi ve para harcandığıdır. Günümüz gençlerinin bu gerçeği göz ardı etmemelerini, sevginin ve sevgilinin değerini bilmelerini; iyi bir sevgili olamıyorlarsa; iyi bir arkadaş olma yolunu seçmelerinin çok daha doğru olacağının tarafımızdan önerilmesi ve onayıdır.

Kırsal kesimde bu iş biraz daha karışıktır. Çocukluğu kırsal kesimde istasyon şefinin oğlu olarak geçmiş birisi olarak; bu gün yaşı altmışın üstünde olanların ve gençlik yıllarını kırsal kesimde geçirenlerin; cinsel ilişki de köy hayvanlarından; at, eşek, köpeklerin; nasıl anılarda yer tutuğunu bilmeleri gerektiğidir. O günün köylerinde evin hemen yakınında otlayan bir at,, eşek, kapı önünde yatan bir köpek fotoğraf makinemizin kadrajına girerken; bugün; bir Kore, Japon malı kamyonet, binek arabası, motosiklet ve traktörün fotoğrafta yer aldığını görmeliyiz. Kısaca binek hayvan ve köpek varlığının kırsal kesimde sayıca azalması; yine bu kesimde cinselliğe olan talebin değişmemesi; kadın erkek ilişkilerinde ölümlere ve insanlık dışı eylemlere varan olayların artmasına ve toplumu sarsmasına neden olmaktadır. Bu konuda gençlik yıllarında okuduğum Necati Cumalı’nın “Ay Büyürken Uyuyamam” öyküler kitabını; konuya sosyolojik açıdan ilgi duyanlara yararı olacağı inancıyla öneririm. Bu durumda; kırsal kesimde “sevgi, sevgili, sevgilim” ve “sevgililer günü”nün koşullarının neler olduğu, bu kavramların ne anlama geldiği bir bilen tarafından yazılmalı ve bu konu aydınlatılmalıdır.

Sonuç olarak; 14 Şubat Sevgililer Günü, dünyanın her yerinde kutlanmaktadır. Bu günün en güzel tarafı; karşı cinsten iki insanı birbirine yakınlaştırması, anlayışlı, sevecen, insanca davranışa yöneltmesidir. Bu durumda toplumların daha hoşgörülü, anlayışlı ve yardımsever olma çabasını göstermeleri; en büyük dileğimizdir.

SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN…

Tevfik Yalçın

(*) Daha önce yayınlanmış olan bu yazımı; güncelliği nedeniyle ikinci kez yayınlıyorum.
Saygılarımla,
TY

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir