BİR DAĞILMANIN TRAGEDYASI
"Bedensiz Kadın"
HAYATİ ASILYAZICI
Tito’ nun büyük savaşımı sonucu tek yönetim altından topladığı Yugoslavya, Bronz Tito’nun ölümünden sonra ,eski ekonomik gücünü ve siyasal birlik hızla dağılmaya yüz tutmuştu. Etnik çalkantılar başlamış, giderek aşırı sağcılık akımına yönelmişti. Sırplar, Slovenler, Arnavutlar, Bosna-Hersek ulus bütünlüğü ırkçı-faşizm baskısı altında Yugoslavya bir kaosa dönüşüyordu. Başta Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya olmak üzere, Yugoslavya, iç savaşın içinde buldu kendisini… O güzelim ülkede bütün değerler altüst olmuştu. Sırp kasabı Miloseviç, halkları birbirine düşürdü ve katliamlı bir iç savaş başlattı. Hitler ve Mussolini’den farklı yöntemle, jenozit ve katliamla iktidar olmuştu. ABD ve Almanya’nın her türlü destekleriyle bir insan kasabını ortaya çıkarmışlardı. Özellikle Bosna-Hersekli müslümanlara karşı uyguladığı katliam, Yahudi benzerliği, dünya ülkelerini ürkütmeye başlamıştı. Sonunda ABD, kendi yarattığı canavarı, güç de olsa, yakalatmak zorunda kaldı. Yugoslavya’da inanılmaz boyutta kan dökülmüş, kentler, köyler savaş sonrası ülke görünümüyle (iç savaş ), görece de olsa sona ermişti. ABD, neden böyle yapıyordu? Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ABD, yine iç karışıklıkların çıkmasını bekledi. İç savaşı çıkaramadı ama, Gorbaçov’un Glastnost’u sosyalizmden kapitalizme götürmüştü, Sovyetler Birliği’ni, Rus halkı ve aydınları dirayetli çıktı ve Putin ‘le Rusya Federasyonu çabuk toparlandı. Amerika Birleşik Devletleri’nin şımarttığı ya israil ? Mazlum bir ulusun birleşerek kurduğu İsrail, şimdi zalim bir ülke görünümünde. Girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği, sosyo-ekonomik açıdan; kendi himmeti muhtaç..
ÇAĞDAŞ TRAGEDYA
Yeniden Avrupa ülkelerinde hortlayan ırkçılık ve yabancı düşmanlığı da cabası. Avrupa ülkelerinin sömürgecilik süngüsü de çoktan düşmüştü.. Hırvat yazarı Mate Matisic’in yazdığı, Füsun Günersel’in Türkçeye çevirdiği "Bedensiz Kadın"adlı; yukarıda belirttiklerimi, doğrulayan çağdaş tragedya oyununu, İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda büyük bir başarıyla oynanmaktadır. Parçalandıktan sonra bölünen, bağımsız devletlerin yazarları, parçalanmanın getirdiği ,yeni düşünce ve gelişmelerin ışığında, 21. yüzyılın yeni tragedyalarını yazıyorlar. Sözünü ettiğim "Bedensiz Kadın", çağdaş tragedyalardan biri. İnanılmaz bir insan dramı ,anlatılıyor. İç savaştan çok, insan katliamının trajik belgeseli. Kazım Akşar, belki de son yıllardaki en başarılı oyunlarından biri olmuş "Bedensiz Kadın". Takım oyunculuğu, bu oyunda dorukta. "Martin" de Reha Özcan, inanılmaz bir karakter betimlemesiyle, kendini yenileyerek aşıyor.
"Emma" da Ahenk Demir de Reha Özcan ‘la ikilinin kilit oyuncusu ve yorumuyla başarısını o da doruğa taşıyor. "Yarija" da Gilman Peremeci, çözümleyici karakter betimlemesiyle başarısını kanıtlıyor. "Mladen" de Uğur Hakan Güneri, oyundaki kompozisyonuyla etkili ve başarılıydı. Şirin Dağtekin Yenen sahne ve giysi tasarımı, oyuna katkı sağlıyordu.
Füsun Günersel’in "Bedensiz Kadın" adlı oyunun çevirisi örnek olcak düzeyde ve başıradaydı. "Bedensiz Kadın"ı, tüm tiyatro severlerin, görmelerini öneriyorum.

