HALDUN TANER 100 YAŞINDA

Ali Erdoğan-Tansu Bele
Kabare Dev Aynası Topluluğu; Haldun Taner’in 100. Yaşını yazarın “Vatan Kurtaran Şaban” adlı güldürüsüyle kutluyor. Türk kabaresinin mimarı Haldun Taner’in on yıl sahnelerden inmemiş bu hicivli oyununu; bu tarzda güldürüler oynamayı sürdüren Ali Erdoğan’ın Kabare Dev Aynası’nda yeniden izlerken hem gülüyoruz hem düşünüyoruz. Güncelliğinden hiçbir şey yitirmemiş oyun gerçekten birçok kez yeniden izlenmeye değer.
Oyunu sahneleyen ve baş oyuncusu olan Ali Erdoğan’la, “Vatan Kurtaran Şaban” konusunda söyleşiyoruz. İlk sorumuz da, seyircinin oyunu nasıl karşıladığı konusunda. Acaba bugünün seyircisi 30 yıl öncesinin vatan kurtarıcılarıyla(!) bugünküler arasında bir fark görüyor mu? Oyunu izlerken yine gülebiliyor mu? Yoksa gerçekler daha mı acı geliyor?
*İnsanoğlu ya değiştiremeyeceğini düşündüğü gerçeklerden kaçıyor ya da gerçekle yüzleştiği zaman acı acı gülüyor. Söz konusu olan sadece bir oyun karakterinin kusuru olsa makaraları koyuverir ama seyrettiği toplumsal bir sorun.Topluma,dolayısıyla kendi haline gülüyor.Kendi haline gülmesi de acı acı oluyor haliyle.Çünkü karşısına çıkan manzara "kel başa şimşir tarak" misali bir manzara.Ama bu manzara sadece bugünün işi değil. Oldu bitti bu böyle.Yani şunu demek istiyorum teknoloji değişiyor, giyim kuşam değişiyor, mimari değişiyor,baş döndürücü bir hızla değişen dünyada değişmeyen tek şey zihniyetimiz … Haldun Taner'in bu oyunu ilk kez 1967 de sahneleniyor.. Vatan Kurtaran Şaban Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nun ilk oyunu ve kabarenin ilk örneği. Kurulduğu günden bugüne kadar sadece kabare oynayan bir tiyatro olarak bizim için bu oyun çok daha önemli ve çok daha kıymetli. İlk oynanışın üstünden 10 yıl geçip te Haldun Taner geçen zamanı yorumladığında "On yılda hiç bir şeyin değişmemiş olduğunu görüyorum" diyor. "Az gittik, uz gittik, bir de döndük baktık ki dostlar bir arpa boyu yol gittik" diyor. Çünkü, o yıllarda da 19 mayıs kızlarının şortlarının boyu sorun olmuş . O gün de" nü " tablo sorun olmuş bugün de. Resimde de olsa kadın, bir yağlı boya tabloda ağız tadıyla bir çilek yiyemiyor. Geçmişten günümüze zihniyet aynı. O günde yasak , sansür baskı var bugün de. Ama bu manzara karşısında seyirci acı acı gülüyor dedimse somurtup oturuyor gibi bir şey gelmesin aklınıza. Şaban ne kadar kalıplarla, koşullanmalarla, hamasi duygularla ahkam keserse kessin Haldun Taner, onun balonlarını şakalarıyla iğneleyerek bir bir patlatıyor.Bu patlayan balonlar salonda kahkahalara dönüşüyor. Ama Haldun Taner eleştirilerini kendisine yakışır gibi, uygarca, hoşgörüyle, sevecen bir yaklaşımla ,filozofça, kırıp dökmeden incelikle, merhamet ve şefkatle yapıyor. Bilmediği bir alanda at koşturup çarpık uygulamalarıyla gülünç durumlara düşen Şaban'a bile sevecen yaklaşıyor.Tepeden bakıp hor görmüyor. Çünkü, asıl kızdığı Şaban değil, Şaban aracılığıyla halka, onun devekuşu gibi başını kuma gömüşüne kızıyor. Ama kızdığı halkını da seviyor. Çünkü insan sevdiğine kızar. Kendisini toparlasın salmasın diye.
Haldun Taner “Vatan Kurtaran Şaban” ı, elbette sırf eğlence olsun diye yazmamış. Memleketi yönetmeye soyunan cahiller takımının “sanatı denetleyelim” sevdasıyla ne denli gülünesi hallere düştüklerini hicvetmek için yazmış. Bu gerçeği bilen bir yönetmen olarak ülkemizde sanatın durumunu nasıl görüyorsunuz?
*Sanata sahip çıkmak demek hayata sahip çıkmak demektir. Elbette ki yaşama sanatı diye bir şey de var. İnsanoğlu sanata sahip çıkabilmek için önce ayakta kalacak. Ama biri bedenin ihtiyacını karşılarken diğeri ruhun ihtiyacını karşılıyor. Sanattan mahrum kalmış bir bedende ruh hep aç kalıyor. Hayattan sanatı çıkarın geriye alışveriş kalır. Bu da sistemin işine gelir. Çünkü bugün sistem bize sen insan değil müşterisin buyuruyor. Senin işin üretmek değil tüketmek buyuruyor. Bol bol tüket sonra da git öl buyuruyor. Tükettiğinle birlikte tüken ve çöplüğü boyla buyuruyor. Hayatını kasıklarınla miden arasındaki o alanda sürdür akla ihtiyaç duyma buyuruyor. Sanatsa bu tükenişin karşısında üretim diyor. Çünkü sanat bilgi demek, kültür demek. Kültüre, bilgiye sahip olan insan kendisini, çevresini, toplumunu, dünyayı sorgular. Ama sorgulayan toplumdan çok, dünyayla bağlarını koparmış, kendi içine kapanmış dış dünyayla izole yaşayan ve boyun eğen bir toplum hedefleniyor.Yani insan beden olarak yaşayacak suyu sıkıldıktan sonra posası bir kenara atılacak bir varlık olacak. Oysa sanat insanoğlunun köle gibi yaşadığı bir toplumdan çok, daha insanca daha uygar, daha çağdaş bir dünyayı hedefler.Tiyatro daha uygar daha çağdaş bir dünya hedefiyle perdelerini açar. O yüzden diyorum toplum tiyatroya sahip çıktıkça hayata da sahip çıkmış olur diye .Toplum daha mutlu bir gelecek için tiyatroya gitmelidir. Çünkü, hep söylediğim gibi "tiyatroya gitmeyen toplumlar sık sık oyuna gelirler !"
Oyunda; “Omlet’le Hamlet’i karıştıran ya da Godot’yu beklerken şaşkına dönen Şaban’ın, sanat deyince çağın gerisine düşen uygulamalarla operaya, baleye biçim vermeye yani kendine göre hizaya getirişini(!) gülünç mü bulmalıyız yoksa yıllardır değişmeyen bu siyasal tavrı artık eleştirmeli miyiz ?” sorusu ustaca satır aralarında işleniyor. Bu konuda söylemek istedikleriniz neler?
*Kabare bir nabız tiyatrosudur. Hiciv yapar, uyarır. Bunu şakalarla yapar ama hep eleştirir. Sadece bugünün kusurlarını eleştirmez , değişenin yerine geleni de eleştirir. "Suratın çarpıksa suça aynada arama" diyor Gogol… Kabarenin işi ayna tutmaktır. Kişi suratındaki çarpıklığın kendinden kaynaklandığını görebilsin diye. Haldun Taner ' de kabarenin işlevini üç aşağı beş yukarı böyle tanımlıyor. "Kabare sivilceyi çıban başı yapmaktır. " diyor.100. yaşını kutlayacağımız Haldun Taner eserleriyle daha nice yıllar aramızda olacak "Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil ". Kabare Dev Aynası’nı, usta Haldun Taner’i anma kadirbilirliğinden dolayı kutluyor, tüm oyuncularını yürekten alkışlıyouz…
TANSU BELE/ 25 kasım 2014
