Kadının özgürlüğünün simgesi: Hedda Gabler
İstanbul Şehir Tiyatroları’nın 2012-2013 döneminin repertuarında yer alan oyunlar arasında Henrik Ibsen’in (1828-1906) olgunluk döneminin önemli yapıtlarından olan Hedda Gabler adlı oyunu; yapım ve yapıt olarak nitelikli bir seçki olduğunu belirtmeliyim. 19. yüzyıl Avrupa tiyatrosuna büyük bir soluk getiren Norveçli Ibsen, çağdaş tiyatronun da kurucularındandır. 20. yüzyıldaki ölümü de yapıtları ile birlikte büyük yankı uyandırmıştı. Tiyatro tarihinin en seçkin oyunları arasında yer alan Nora-Bir Bebek Evi(1879), Hayaletler (1881), Bir Halk Düşmanı (1882), Denizden Gelen Kadın (1888), Yapı Ustası Solness (1892), Yaban Ördeği (1884) gibi oyunlar ile 20. yüzyılın tiyatrosunu etkilemiştir. Muhsin Ertuğrul ile birlikte başlayan Cumhuriyet tiyatrosu döneminde Ibsen hem İstanbul Şehir Tiyatroları’nda hem de Devlet Tiyatroları’nda sahnelenmiş ve ilgi görmüştür.
Kadının psikolojik çözümlenmesi
“Hedda Gabler”i kadının hem bağımsızlık direncini hem de psikolojik çözümlemesini öne çıkaran konusunun belki de en seçkin ilk oyunlar arasında görürüm. Kadın özgürlüğünü ve kadının psikolojik çözümlemesini olabildiğince açık biçimde ele aldığını görebiliyoruz. Çağının önünde giden bir yazar olarak, Nora’dan sonra Hedda Gabler de, Ibsen Dostoyevski’nin romana getirdiği psikolojik çözümlemeyi yazdığı oyunlara taşımış ve dünya tiyatrosunu etkilemiştir. Sadece Avrupa tiyatroları diye tanımlamamak gerekir. ABD’li Tennessee Williams, Eugene O’Neill gibi Amerikan tiyatro edebiyatını Uluslararası düzeye taşımış bu iki yazarı da etkilediğini söyleyebilirim. Ruhsal çözümlemede Çehov’un belki yararlandığı tiyatro edebiyatının tek yazarı Ibsen’dir. Ama bu Çehov oyunlarına bakıldığında oyun yorumlarında ruhsal çözümleme ve toplumsal sorunlar inanılmaz bir biçemle ve olağanüstü başarı ile verilir.
Aşk ve kadın erkek ilişkileri
Hedda Gabler’i bu iki özelliği ile çözümleyip öne çıkan Emre Koyuncuoğlu, kadının direncini gerektiğinde bağımsızlığını ve psikolojik çözümlemesini önemini vurgulayarak tempolu bir yorumu öngörmüştür. Bu nedenle klasik ve çağdaş yazarlık arasında gel-giti olan Hedda Gabler’in sahneleniş ve yorumu güncel ve çağdaştır. Doğal olarak yönetmenin çözümleyiciliğini kollektif oyun gücü ile sanatçılar bir bütünlüğe ulaştırıyorlar. Çelişkiler, aile içindeki açmazlar, aşk ve kadın-erkek ilişkileri konusunda çok öznel söylemi olan bu oyunun oyuncuları büyük bir başarı ile rollerini sergiliyorlar.
Sözgelimi Hedda Gabler’de Şebnem Köstem oyunun eksen kişisi olarak rolüne olağanüstü bir çözümleme getiriyor ve görselliği plastik oyunculukla büyük başarıya taşıyor. Yargıç Brack rolündeki Eraslan Sağlam, hukuk sözcüğünü günümüzdeki özelliğini ve özellikle ülkemizin hukuk anlayışına koşutluk kuran bir tavrı gerçek oyunculuğu ile sergiliyor.
Bilimadamı kimliğindeki Jorgen Tesman rolündeki Ertuğrul Postoğlu, aile baskısını kıramamış bir bilimadamını başarı ile çözümlerken Hedda Gabler’in ikinci plada kalan eşi olarak inanılmaz bir kompozisyon çiziyor. Miss Juliane Tesman’da Alev Oraloğlu, Berta’da Elçin Atamgüç, Mrs. Thea Elvsted rolünde Meriç Benlioğlu ve Ejlert Lovborg’da Mert Tanık takım oyunculuğunun tiyatro için ne kadar gerekli e önemli olduğunu göçsterdikleri başarı ile kanıtlıyorlar.
Burcu Erdoğan’ın müzikleri, Gamze Kuş’un sahne tasarımı ve Cem Yılmazer’in ışık tasarımı da yapımı bütünleyen unsurlardı.
Hayati Asılyazıcı
hayatiasilyazici@yahoo.com
Alıntı: Aydınlık Gazetesi
Son Güncelleme: Cuma, 23 Kasım 2012 00:04

