KURULTAY, CHP’NİN DNA’LARINI “ÇAKTIRMADAN” DEĞİŞTİRMİŞ!!   Bedri Baykam  

images
KURULTAY, CHP’NİN DNA’LARINI “ÇAKTIRMADAN” DEĞİŞTİRMİŞ!!  
Bedri Baykam    

Bedri Baykam   

SONUÇ BİLDİRGESİ SKANDALI-KONUŞTURULMAYAN BALBAY-PARTİ İÇİ MUHALEFETİ ÖLDÜREN “İNCE” AYAR-YOKSA BAYKAL DÖNEMİ BİLE DAHA MI İYİYDİ?-“OTORİTER” KARAYALÇIN’IN DİVAN ZAAFLARI –HEPSİ BURADA!

19.01.2016
 

“KURULTAY SONUÇ BİLDİRGESİ” SKANDALI

CHP Kurultayı hakkında bu uzun yazıyı toptan okumadan önce, akışta daha sonra gelecek olan skandal ge
işmeyi baştan vereyim de, siz tembellik etseniz bile öğrenmiş olun. Öncelikle sandalyenize sıkı oturun, aman sakın düşmeyin!

Ortada abartılı bir durum var. Cumartesi günü iki arada bir derede, CHP’nin meğer ana kurucu felsefesi ve tüm DNA’ları ile oynanmış! Hani mecburen okumadan imzaladığınız banka kredi kartı sözleşmeleri var ya… İşte aynen onun gibi bir durum. Cumartesi Divan’dan okunduğu iddia edilen ama orada olmama rağmen farkına varmadığım ve insanların yüzde doksanının duymadığını, duyanların da içeriğini anlamadan dinlediğini itiraf ettiği bir “Kurultay Sonuç Bildirgesi” var. Orada “geçirilenler” arasında 6. ve 11. maddeler bakın ne diyor: Madde 6: “(…) Yerel yönetimler güçlendirilmeli, bu doğrultuda ilk adım olarak Avrupa yerel yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki şerhler kaldırılmalıdır”.

Madde 11: “(…) Kürt sorunu eşit yurttaşlık temelinde, milletin temsil edildiği TBMM zemininde toplumsal uzlaşma ve ortak akıl ekseninde çözülmelidir”. Yani ne olmuş biliyor musunuz? Delegeler o gürültülü ortamda tüzük maddelerine odaklanmışken, saatte 190’la mekanik bir sesle okunarak meğer o salonda Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kimyası değiştirilmiş, İmralı ayarına getirilmiş! Yani ÖZERKLİK, yani EŞİT YURTTAŞLIK gibi kavramlar, siz uyuklayarak maç seyrederken damardan zerk edilmiş! Bir uyanmışsınız ki, cinsiyet değiştirmişsiniz!Anayasa’nın dokunulmaz ilk 4 maddesi, o dev salonda bulunan CHP delegeleri, üyeleri farkına varmadan, ruhları duymadan, CHP Kurultayı’nda yenilmiş, yutulmuş, süpürülmüş!Lütfen herkes kendine gelsin! CHP’ye, Atatürk’ün Cumhuriyet’i kuran iradesine kimlik değiştirtmek bu kadar kolay mıdır? Böyle oldu-bittiyle alelacele okutulup değiştirilecek basit bir detay mıdır? Bir Parti’yle, bir halkla, ulusla bu kadar alay edilir mi? Hemen yeni Parti Meclisi’ni alarm zilleriyle ivedi toplantıya çağırıyorum! Bu sonuç bildirgesi derhal iptal edilmelidir ve kabul edilemez!Kılıçdaroğlu ekibi, bu konuları, bu sonuçlara ulaştırmak istiyorsa, bunu gümbür gümbür, açıkça, gücü yetiyorsa savaşını Parti içinde (ve dışında) vererek yapmaya mecburdur! Bunlar satır aralarında geçiştirilir, yutturulur haplar olamaz!

PEKİ BAŞKA NELER OLDU?

Şimdi gelelim bu dramatik gelişmeden önce ve sonra yaşananlara… 35. Olağan Kurultay’da da yine ne yazık ki umut, heyecan ve ruh yoktu. Kılıçdaroğlu’nun ekibine sorsanız, eminim yine “her şey güzel geçti” derler. Çünkü halkın beklentileri ile Parti yöneticilerininki hiç uyuşmuyor. Başta CHP üye ve seçmenleri olmak üzere, halk “Yeni CHP” ile değil “Yeniden CHP” ile heyecanlanmak istiyor.(ilk bu sloganı kullanan kimdi?)“Nasıl iktidar oluruz?” sorusuna somut yanıtlar duymak istiyor. Parti içi demokrasisorunlarının toptan aşılıp bir daha gündeme gelmemesini bekliyor. Ama bunlar bir türlü olamıyor… Emin olun, bu Kurultay’dan önce yine safça küçük umutlarım vardı. Hatalardan dönülecek, gerçekten halkın sesi ve eleştirilerin içerikleri değerlendirilecek filan falan… Ne gezer? Eski tas, eski hamam sürüyor. Hem de beteriyle!

Kılıçdaroğlu, Kurultay konuşmasını yaparken delegeler arasında pek dinleyen yoktu. Zaten kimin ne dediğiyle, neyi savunduğu ya da eleştirdiğiyle ilgisi o kadar yok ki, kendisi de, iki yılda bir tüm CHP örgütünün bir araya gelebildiği tek fırsat olan Kurultay’da konuşmasını bitirir bitirmez yine salonu terk etti. Hem de RTE’ye yönelttiği “sokakta halkının arasında korumasız gezemiyor” eleştirisinin bir benzerini yapıp, başkanı olduğu partinin Kurultay salonuna en az 20 kişilik koruma ve yakın örgüt çemberinde acilen girip çıkarak… Konuşması, adet yerini bulsun diye yapılan bir “ana gündem maddesini baştan savma işlemi”ydi sanki. Nerede 2010’da ilk defa Genel Başkan seçildiğinde salonu heyecandan köpürten Kılıçdaroğlu, nerede geçen hafta sonu izlediğimiz Kılıçdaroğlu! Ne yazık ki yine anladık ki, halkın nabzını tutma, tabanını dinleme, değerlendirme ve hatalardan ders alma kavramları Kılıçdaroğlu’nun “fıtratında” yok.

DEMOKRASİYİ SEVEN KİM VAR DEMİŞTİNİZ?

Yeminle söylüyorum, bu ülkede demokrasiyi seven belki de hiç kimse yok! Konu yalnız RTE veya AKP değil. CHP’de de yönetim Mustafa Balbay’ın aday olamaması için elinden geleni yaptı. Bu konuda İl Başkanları ve delegelerin hissedilir bir Genel Merkez baskısına alındığının aksini söyleyebilen var mı? Kendi içinden teorik olarak bile alternatif çıkaramayan bir Parti haline getirdiler artık CHP’yi. Balbay’ın bal tadında yapabileceği müthiş bir konuşmayı böylece engelledi CHP. Tüm yöneticiler kaleyi iyi korudukları için gurur duyabilirler! Sayın Kılıçdaroğlu’nun “seçildikten sonra” (!) en azından delegelere yönelik bir teşekkür konuşması bile yapamamasının ardında, bu bilinçaltı suçluluk hissi olmalı!Ama bir de bugün grup toplantısında başka bir yorum yaptı Kılıçdaroğlu: “Biz Partimize 1. sınıf bir demokrasi getiriyoruz, mesela kimseyi kapının dışına koymuyoruz” dedi. Bundan da anlayacağımız şu: Balbay, 130 imzayı toplayamamasına üzülmesin. Kapı dışarı konmadığına sevinsin!

Balbay’ın hissettiklerini herhalde bugün Türkiye’de en iyi anlayabilecek kişi benim. Baykal’ın CHP’si de 2003’te benim emeklerimi, yurt gezilerimi ve hazır plan-proje ve tüzük devrimi önerilerimi hiçe sayarak, Türk siyasi tarihinin gördüğü en büyük hukuksuzluklardan birine imza atmıştı. Gerekli imza sayısının (%5) iki mislini toplamama rağmen, Genel Başkanlık seçimine 1 saatten az kala Kurultay’da bir tüzük değişikliği ile bu rakamı, ek bir sürü zorluk getirerek %20’ye çıkartmış, bu faşizan değişikliği de hemen oracıkta uygulamaya koyuvermişti. O günkü yönetimin o Kurultay’ı kaybetmemek için bulabildiği tek yöntem, masayı böyle yerle bir etmekti! İşte 24 Ekim 2003 tarihinden beri, CHP’de bir tek kez daha rakipli bir Genel Başkan seçimi ne mantıklı, ne legal ne de huzurlu bir şekilde yapılabildi. Bu sefer de Balbay’ın ekarte edilmesiyle önü boşaltılan Kılıçdaroğlu, kendisini başkanlığa öneren zorlama imzalardan 110 adet daha az oyla, 990’la seçildi. Bunun ağır nedenleri üzerinde dikkatlice düşünmeli… Kılıçdaroğlu, Baykal ve ekibinden, Parti’de dizginleri kimseye ödün ve nefes bırakmadan elinde tutmayı iyi öğrenmiş. Ama Baykal’ın hiç olmazsa imajını havada tutan hazır-kıta alkışçı, “Baykalcı” ekipleri vardı. Bugün artık o işleri ağız tadıyla sürdürecek bir ekip bile kalmamış ortalarda! Dolayısıyla Genel Başkan, medyada duyulduğu gibi şayet üç büyük kentin İl Başkanlarını toplayıp “ben sizin yüzünüzden listemin yarısını deldirdim, suç sizde” diye yakınıyorsa, bence aynaya bakıp kendi kendine sormalı: “Ben gerçekten Türkiye’yi her konuda en iyi idare edecek kadroları mı seçiyorum, yoksa Parti’yi elimde tutmak için elzem olan ekibi oluşturmakla mı yetiniyorum?”.Yine Parti’nin yayınladığı Kurultay Sonuç Bildirgesi’ne dönersek, 4. madde şunu söylüyor: “Siyasi Partiler Yasası ve seçim yasaları, milli iradenin kusursuz temsilini sağlamak üzere değiştirilmeli, lider sultasına son verilerek milletin vekilini milletin seçeceği, halkın iradesinin Meclis’te baraja takılmadan temsil edilebileceği demokratik siyaset rejimi getirilmelidir”. Bu konuda samimi olan bir Parti, kendi uyguladığı yöntemlere bakmadan bu cümleleri kuramaz. Parti’de iktidar, iç muhalefetini ofsaytta bırakıp, haklarını gasp etme anlayışını artık terk etmeden bu büyük cümleleri kullanamayacağını bilmeli, kendi iddialarının gereğini yapmalı.

Şunu eklemekten kendimi alamıyorum: Türkiye ligine bakarak milli takım için on biri seçecek olan bir teknik direktör Kılıçdaroğlu gibi davransa, Türkiye Futbol Federasyonu kendisine iki ay içinde “yolunuz açık olsun, güle güle” derdi!

MUHALEFETİN AYAĞINDAKİ PRANGA: MUHARREM İNCE

Aslında Balbay’ın veya başka adayların önünü kesen kişi, Kılıçdaroğlu’ndan çok Muharrem İnce oldu. İki dönemdir kendisini Kılıçdaroğlu’na rakip gösteren İnce, aslında 4 yıldır Kılıçdaroğlu’nu koruyan gizli güç haline dönüştü. Parti‘de yönetimden memnun olmayan delegelerin saygı göstererek önünü açtığı İnce, tüm bu süreçte gösterdiği egosantrizm, diyalog ve dayanışmadan yoksun tavır ve buna karşın ortalığı doldurduğu yanılsamasını veren medyatik şov politikalarıyla gerçekten sonuç alabilecek bir muhalefetin dayanışma içinde oluşmasını net olarak engelledi. İnce’nin, Kılıçdaroğlu ile ilgili eleştirilerini ilk üç dakika dinleyen biri muhteşem bir rüzgar kopacak diye bekler, ama boşuna… Ne bir plan, ne bir proje, ne muhalefetin diğer isimleriyle ne de katkı vermek isteyenlerle bir temas…  Benim 2004’te çıkan ve Baykal dönemini eleştiren “Korku İmparatorluğu” kitabımın adını sloganlaştıran kısır ve spotlarla süslenmiş bir söylem, hepsi bu… Gerisine girmeyeceğim. Ama özetle, koca bir zaman kaybı var ortada. Dolaylı olarak bu şekilde koruma altına alınan Kılıçdaroğlu ve ekibi, İnce sayesinde yine ikinci defa karşısında ciddi bir muhalefet bloku görmekten kurtuldu. İnce ortalığı velveleye verip ateşledikten sonra, desteğini başka hiç bir adaya devretmeden, kendini adım adımpasifize etti ve çekildi.Umarım CHP’de yeni bir yönetim anlayışı arayanlar artık bu gerçeği görebilmişlerdir ve iki yıl sonra aynı “İnce ayar” hatasına 3. kez düşmezler.

BU KURULTAY’DAN ARTA KALAN İNCİLER…

Murat Karayalçın, ne yazık ki Kurultay’ı hiç iyi idare edemedi. Öncelikle teneffüste gürültü yapan öğrencileri azarlar gibi, her Kurultay’da olduğu kadar kulis yapan delegeleri azarlaması, zavallı davulcunun bile bundan nasibini almasıabartılı ve gereksiz bir otorite arayışıydı. Gören kendisini ilk defa CHP Kurultayı izliyor sanabilirdi. Öte yandan beş dakika ile sınırlı konuşmalarda uyarısına rağmen neredeyse 20 dakika tekrarlarla konuşan Gamze Akkuş İlgezdi’ye söz geçirememesi ve hepsinden önemlisi kimsenin bir şey anlamadığı tüzük değişikliklerini oylatırken -Sabri Ergül’ün ikazlarından sonra- iki dakikada orada bulunan 724 (!) delegenin boyunlarındaki kartları sallamalarıyla (!) EVET’lerini gördüğünü iddia edebilmesi, fazlasıyla şaşırttı. Parti’de yine Genel Başkan baskı ve otoriter yönetiminin önünü açan bu maddeler, daha çok baş ağrıtır. Ayrıca birçok kurultay katılımcısı ve bana göre, o anda o tüzük önerisine EVET diyen en fazla 350-400 delege mevcuttu salonda. Hangi elektronik göz ve hokus-pokuslabunu iki dakikada yapabildi, merak ediyor insan! 8 kişi hayali olarak kafalarında paylaşsalar bile, 724 delegeyi saymak, herkese 1 saniye düşse dahi en az 724 saniye, yani 10 dakika civarında sürerdi! Mühim olan tüzük değişiklikleri yapmak değil, bunları toplumun arzu ettiği yönde, demokrasi yönünde kullanabilmek. Aynen daha önceki Baykal ekibi gibi, tüzük değişikliklerini Parti içi “darbe” yapmak, Kurultay Divanı’nı da kendisine en taraflı hizmeti sunmak için kullanıyor. Bazı işgüzarlar da, kraldan daha fazla kralcılık oynamaya kalkınca, Pazar günü bir skandal yaşandı. Oy kullanmaya geçildiğinde, Divan’da görev verilmiş bir haddini bilmez yüzünden imajı ağır sarsıldı Kılıçdaroğlu’nun. Divan’dan delegelere seslenip“diğer Genel Başkan listelerine prim vermeyin, onlar sahte ve hatalarla dolu, Genel Başkan’ın doğru listesini kullanın, oy verilecek liste bu” mealindenkelimelerini seçmeden mikrofonu eline alma cüretini gösteren zat, az daha Kılıçdaroğlu’nun devrilmesine neden olacak bir çeşit haklı isyana sebep oluyordu! Bu faşist ötesi “tek liste, tek lider” emrini verme küstahlığını gösteren bahtsıza ilk büyük tepkiyi gazeteci İmambakırÜküş verdi. Bunun ardından da yüzlerce CHP’li, solcu-devrimci kimliklerini bir an için hatırlayıp en ağır tepkilerle, ıslıklarla ve yuhalamalarla Divan’a yürüdüler. Belki de iki günlük Kurultay sürecinde, CHP’nin kendi kimliğini hatırladığı yegane an, orada yaşandı…

VERİLEN SÖZLER VE HER ŞEYE KARŞIN UMUTLAR…

İlk gün yaptığım konuşmada, tahmin edebileceğiniz Türkiye analizlerimden sonra Silivri’de yatan Can Dündar, Erdem Gül ve diğer tüm tutuklu gazetecilere selam yolladım. CHP’lilere şu soruyu sordum: “3. Havalimanı’na RTE adını verip, Atatürk Havalimanı’nı kapatmaya kalkarlarsa bunu seyredecek misiniz?”. Hep bir ağızdan “Hayır!” sözünü verdiler. Umarım o gün gelmez ve hatırlatmak durumunda kalmam. Bir de “CHP, %25’de patinaj yapacak Parti değildir, lütfen bu Parti’nin %40 alabileceğine inanmayan hiç kimse aday olmasın!” dedim. (Yarından itibaren youtube’da konuşmamı bulabilirsiniz).

İtiraf edeyim, aramızda yaptığımız sohbetlerde bazen “Yahu neye niyet, neye kısmet, acaba Baykal dönemi bile daha mı iyiydi?” diye birbirimize cidden sorduk. Bu Kurultay’ın en önemli getirisi, PM’ye başta Teğmen Mehmet Ali Çelebi, Ali Özcan, İdris Akyüz, Hakkı Akalın, Ali Özgündüz gibi sözünü esirgemeyecek ve eleştirel samimiyetine güvenilir birçok ismin girmiş olması. Bu negatif enerjili Kurultay’ın böyle bir örgüt tepkisiyle sonuçlanması, önemli bir artı puan. Kılıçdaroğlu’nu artık PM’de dikensiz bir gül bahçesi beklemiyor.Başta “Sonuç Bildirgesi” üzerinden bozulmaya çalışılan Parti DNA’sı olmak üzere, bu sorgulama ve rota belirleme kapasitesi, CHP’nin önünü belki açabilir diye ummaktan başka… çok farklı beklentilerimiz olabilir mi, günümüz Türkiyesi’nde?

Bugün ayrıca değerli dostum, HrantDink’in dinci-ırkçı-yobaz katiller tarafından katledilişinin yıldönümü. Onu sevgi ve saygıyla anıyorum.

Bedri Baykam
bedribaykam1923@gmail.com

LOGO EVETBENİM
35 kurultay sonuç bildirgesi
Editör eklentisi:
35. OLAĞAN KURULTAY SONUÇ BİLDİRGESİ

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, ülkemizi çok partili hayata taşıyan ve Türkiye’ye sosyal demokrasiyi getiren üç büyük devrimin altına imza atmıştır. CHP bu geçmişiyle Türkiye’nin tarihsel dönüşümünün öncü partisidir. CHP Türkiye’yi Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği “çağdaş uygarlık düzeyine taşıma” iddiasının siyasal örgütüdür.

Türkiye’nin bugün ihtiyacını duyduğu dördüncü devrim ise “Özgürlükçü Demokrasi’’dir. İlk üç devrimin sahibi olan CHP, Türkiye’yi “Özgürlükçü Demokrasi”ye ulaştırma kararlılığındadır. Kurultayımız, bu kararlılığın dönüm noktasıdır ve bildirgemiz dördüncü devrimin ana hedeflerini içermektedir.

Dördüncü devrim “Diktatörlük” hedefini somutlaştırmaya çalışan baskı rejiminin en büyük korkusudur. Bu nedenledir ki toplumun tüm kesimlerine yönelik sindirme politikalarını uygulamaya koyan siyasi iktidarın önündeki tek kurumsal engel, gücünü devrimci ruhundan alan Cumhuriyet Halk Partisi ve partimizin fedakâr kadrolarıdır. CHP’nin kendisi dışındaki toplum kesimlerini de kucaklayarak vereceği “Özgürlükçü Demokrasi” mücadelesi, Türkiye Cumhuriyeti’ni içinde bulunduğu çıkmazdan kurtaracak tek yoldur. Bu yol, siyasi iktidarın tek tipleştiren, kendisi gibi düşünmeyenleri suçlu ve hain ilan eden, çoğulculuğu reddeden uygulamalarına karşı, farklı kimliklerin barış ve kardeşlik ilkesine bağlı kalarak yaşamasını amaçlayan, yeni bir geleceğe Türkiye’yi ulaştıracaktır.

Bu çerçevede 35. Kurultay’ımız önümüzdeki dönemin hedeflerini aşağıdaki şekilde belirlemiş ve bütün parti örgütüne bu doğrultuda çalışma görevi vermiştir:

1) “Parti Devleti Düzenine” son verilecek, saydam ve hesap verebilir bir hukuk devleti kurulmalıdır.

2) Yargı, siyasetin ve her türlü güç odağının kontrolünden kurtarılmalı, “özel güdümlü” yargı uygulamalarına son verilmeli , yargı bağımsızlığı tam olarak sağlanmalıdır.

3) Darbe hukuku ve onu tahkim eden tüm düzenlemeler kaldırılmalı, hak ve özgürlükler hiçbir ayrım yapmaksızın tüm yurttaşlarımız için kesin güvence altına alınmalıdır.

4) Siyasi Partiler Yasası ve seçim yasaları, milli iradenin kusursuz temsilini sağlamak üzere değiştirilmeli, lider sultasına son verilerek milletin vekilini milletin seçeceği, halkın iradesinin Meclis’te baraja takılmadan temsil edilebileceği demokratik siyaset rejimi getirilmelidir.

5) Kuvvetleri tek elde toplamaya dönük girişimler boşa çıkarılarak, kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter demokrasi güçlü ve etkin kılınmalıdır. Parlamento güçlendirilmeli, parlamento üzerindeki her türlü vesayete son verilmelidir.

6) Merkezi yönetim ve yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluk paylaşımı, halkın ihtiyaçlarını gözeterek, en üst düzeyde katılım sağlanabilecek şekilde belirlenmelidir. Yerel yönetimler güçlendirilmeli, bu doğrultuda ilk adım olarak Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki şerhler kaldırılmalıdır.

7) Cumhurbaşkanlığı makamı, Anayasayı çiğneyen pozisyondan kurtarılmalı, Anayasal sınırlar içine çekilerek, demokratik süreç içerisinde anayasaya saygılı bir Cumhurbaşkanı’nın göreve gelmesi sağlanmalıdır.

8) Düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme, toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlükleri başta olmak üzere temel hak ve özgürlükler önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

9) Aileden başlayarak, hayatın her alanında ve devlette her türlü otoriterleşmeye son verilmelidir. 

10) Basın özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılmalı, tutuklu gazeteciler ayıbına son verilmeli, medya 4. kuvvet olarak anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

11) Kürt sorunu salt güvenlikçi politikalarla çözülemez. Toplumsal barış, yalancı çözüm süreçleri ile inşa edilemez. Etnik köken ve inanç temelinde siyaset kıskacına alınmış olan sorun, barışın toplumsallaştırılmasını hedefleyen Üçüncü Yol Perspektifi ile aşılmalıdır. Kürt sorunu eşit yurttaşlık temelinde, milletin temsil edildiği TBMM zemininde toplumsal uzlaşma ve ortak akıl ekseninde çözülmelidir.

12) Laiklik, inançların ve yaşam tarzlarının güvencesidir. Devletin tüm inançlara saygılı, tüm inançlara eşit mesafede olacağı bir laiklik anlayışı güçlü bir şekilde kurulmalıdır.

13) Her türlü ayrımcılığa ve ekonomik, toplumsal, siyasal eşitsizliklere karşı topyekûn mücadele edilmelidir. Hak ve eşitlik temelinde kadınlar ve gençler desteklenmeli, engellilere ve toplumun dezavantajlı kesimlerine fırsat eşitliği sağlanmalıdır. 

14) Kalkınmayı yalnızca zenginleşme olarak anlayan yaklaşıma son verilmeli, insani kalkınma öncelikleri gözetilmelidir. Yüksek teknolojiye dayalı, yüksek katma değerli üretim yapan, kalkınmanın merkezine insanı koyan, güçlü ekonomi ile zengin bir refah toplumu yaratılmalıdır. 

15) İnsanı, çevreyi ve doğal yaşamı yok sayan, para kazanma hırsını her türlü toplumsal, insani değerin önüne koyan üretim anlayışına son verilmelidir. Küresel ısınma ve çevre kirliliğine karşı ekonomide dönüşüm ve sürdürülebilirlik sağlanmalıdır.

16) Sosyal devlet kurulmalı, hak temelli uygulamalarla zenginliğin adaletli paylaşımı ve sosyal adalet sağlanmalıdır. 

17) Eğitim reformuyla, aklın ve bilimsel düşüncenin egemen olduğu, bilgi çağını yakalamış, evrensel değerlerle donatılmış bir eğitim sistemi kurulmalı, eğitim kalkınmanın temeli ve motor gücü olarak çağdaş bir anlayışla ele alınmalıdır.

18) Üniversitelerin üzerindeki iktidar baskısı kaldırılmalı, akademik özgürlüğün temel koşulları sağlanmalıdır.

19) Sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanmak her yurttaşın anayasal hakkıdır. Ücretsiz ve kaliteli sağlık hizmeti sağlayan, sosyal adaleti temel alan bir sağlık politikası inşa edilmelidir.

20) “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi ekseninde, yayılmacı ve maceracı tuzaklara düşmeden, komşularla iyi ilişkileri esas alan, AB üyeliğini hedefleyen, inanç ve mezhep odaklı siyaseti dışlayan bir dış politika oluşturulmalıdır.

21) Ülkenin her yerinde huzur ve barışın tesis edildiği, terör saldırıları karşısında vatandaşların can güvenliğinin sağlandığı, insan haklarına saygılı bir güvenlik politikası oluşturulmalıdır.

LOGO EVETBENİM

35. CHP Olağan Kurultayında seçim sonuçları belli oldu. Kulislerden sızan bilgilere göre sürpriz sonuçlar var.

CHP 35. Olağan Kurultayı’nda, Parti Meclisi (PM) üyeliği için oy verme işlemi saat 23.00 itibariyle sona erdi. Oy verme işleminin ardından sandıklar açıldı ve sayımı işlemine geçildi. İlk gelen sonuçlara göre Kılıçdaroğlu’nun listesinin “delindiği” sürpriz sonuçların olduğu öğrenidi. Muharrem İnce’nin listesinden PM’ye giren vekillerin olduğu bildiriliyor.

FOTO:SÖZCÜ Kılıçdaroğlu’nun listesindeki bazı isimler Parti Meclis’ine giremedi.

Son gelen bilgilere göre; Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Parti Meclisi listesindeki birçok isim çizik yedi. 28 isim, 60 kişilik Parti Meclisi listesini deldi. Genel Sekreter Gürsel Tekin ve Genel Başkan Yardımcısı Enis Berberoğlu da listeye giremeyen isimler arasında.

Seçimlerde en fazla oyu Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke 691′le alırken, Böke’yi 603 oyla eski milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanlarından Erdal Aksünger, 595 oyla Mersin Milletvekili Fikri Sağlar takip etti.

FİKRİ SAĞLAR, İLHAN CİHANER VE TEĞMEN ÇELEBİ MECLİS’E GİRDİ

Yapılan seçimler sonunda Kılıçdaroğlu’nun listesinde ciddi delinme olduğu görüldü. 60 kişilik Parti Meclisi listesine 28 isim listeyi delerek girdi. Fikri Sağlar, İlhan Cihaner ve Mehmet Ali Çelebi, Aykut Erdoğdu gibi isimler listeyi delip PM’ye girerken, Kılıçdaroğlu’nun aday gösterdiği  anahtar listede yer alan CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin ve Enis Berberoğlu’nun ise delegeler tarafından üstü çizildi. Fikri Sağlar, Muharrem İnce’nin listesinde yer alıyordu.

Resmi olmayan sonuçlara göre PM’nin ilk 52 kişilik sırası şöyle:

Selin Sayek Böke 691,
Erdal Aksünger 603,
Fikri Sağlar 595,
Ali Özgündüz 546,
Necati Yılmaz 526,
Veli Ağbaba 523,
Aykut Erdoğdu 495,
Devrim Kök 492,
Haluk Koç 482,
Gürsel Erol 454,
Candan Yüceer 451,
Hakkı Süha Okay 438,
Seyit Torun 434,
İlhan Cihaner 433,
Ali Özcan 422,
Mehmet Tüm 414,
Bülent Tezcan 413,
Mustafa Moroğlu 411,
Eren Erdem 410,
Sezgin Tanrıkulu 406,
Ali Öztunç 405,
Çetin Sosyal 404,
Tekin Bingöl 379,
Mehmet Ali Çelebi 378,
İdris Yıldız 364,
Bülent Kuşoğlu 359,
Öztürk Yılmaz 358,
Gamze Akkuş İlgezdi 354,
Gülseren Onanç 349,
Çetin Osman Budak 346,
Kamil Okyay Sındır 345,
Haydar Akar 342,
Zeynep Altıok 340,
Orhan Sarıbal 338,
Hakkı Akalın 336,
İdris Akyüz 336,
Mevlüt Dudu 335,
Aylin Nazlıaka 332,
Sibel Özdemir 330,
Turan Hançerli 330,
Yıldırım Kaya 330,
Hüsnü Süslü 329,
Berhan Şimşek 327,
Yasemin Öney Cankurtaran 325,
Kadir Gökmen Öğüt 319,
Gülizar Biçer Karaca 319,
Haluk Pekşen 317,
Mehmet Yula 317,
Ekrem Kerem Oktay 316,
İrfan Önal 316,
Okan Gaytancıoğlu 315,
Yaşar Seyman 310

İLGİLİ HABER

YDK LİSTESİNDE KILIÇDAROĞLU ZAFERİ

Ankara Spor Salonu’ndaki kurultayda, Bilim Yönetim ve Kültür Platformu ve YDK üyeliğinin de resmi olmayan sonuçları açıklandı.

Buna göre, Uğur Bayraktutan 539, Saniye Barut 519, Ahmet Ersen Özsoy 484, Şehrazat Mercan 464, Gülsüm Filorinalı 434, Ali Hikmet Akıllı 422, Turan Aydoğan 421, Mahir Polat 404, Selahattin Emre 360, Mustafa Serdar Soydan 345, Hüseyin Aydoğdu 332, Sezgin Kaya 321, Ahmet Zeytünlü 312, Süleyman Bülbül 308 ve Celal Çelik 292 oy aldı.
Resmi olmayan sonuçlara göre, Kılıçdaroğlu’nun işaret ettiği anahtar listedeki YDK adaylarının tamamı seçildi.

BYKP’DE DE KILIÇDAROĞLU’NUN LİSTESİ

Bilim Yönetim ve Kültür Platformu (BYKP) üyeliği için yapılan seçimin sonuçları belli oldu. Buna göre, Prof. Dr. Özkan Yıldız 864 oy, Prof. Dr. Gaye Usluer 857 oy, Dr. Ayşe Eser Danışoğlu 847 oy, Prof. Dr. Lale Karabıyık 844, Prof. Dr. Caner Yenidünya 825 oy, Prof. Dr. Ali Rıza Erbay 816 oy, Doç. Dr. Alper Keten 742 oy, Prof. Dr. Zeki Kılıçarslan 735 oy, Prof. Dr. Hülya Turgut 726 oy, Prof. Dr. Yüksel Taşkın 724 oy, Prof. Dr. İştar Gözaydın Savaşır 610 oy ve Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu 378 oy aldı. Seçimlerde bin 275 delegeden, bin 228′i oy kullandı. Oyların bin 121′i geçerli sayılırken, 107 oy geçersiz kabul edildi.

CHP tüzüğüne göre, 8 isim BYKP kontenjanından Parti Meclisi’ne giriyor.
http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/chpde-parti-meclisi-secimi-tamamlandi-1046385/

YAZI KAYNAK: Bedri Baykam
Görseller: google, CHP web, evetbenim arşivi

evetbenim4

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir