Moskova Sanat Tiyatrosu ve ÇEHOVUN DÜELLO OYUNU

Moskova Sanat Tiyatrosu ve ÇEHOV’UN “DÜELLO” OYUNU

   

 Hayati Asılyazıcı

     Antalya I. Uluslararası Tiyatro Festivali’nde ağırlık Moskova Sanat Tiyatrosu (Mihat) ile Devlet Tiyatroları’ndaydı. Gerçi, Berliner Ensemble Tiyatrosu, “Bilge Nathan” adlı oyunla katıldı. Bu oyundan çok, bugünkü; ürkek ve korkak Berliner Ensemble ile ilgili yazıyı daha sonra yazacağım. Repertuvarında tek bir Bertold Brecht oyunu olmayan Berliner Ensemble Tiyatrosu elbette ki ayrı bir yazının konusudur.

     Moskova Sanat Tiyatrosu, Anton Çehov’un uzun bir hikâyesi olan “Düello”yu Antalya Festivali’nde sergiledi. Moskova Sanat Tiyatrosu, Stanislavski ve Nemiroviç Dançenko ile Çehov’un oyunlarını doruğa taşımıştır. Özellikle Konstantin Stanislavski, Çehov’un daha önce St. Petersburg’da Aleksandrinski Tiyatrosu’nda sahnelenen (1896) ve düş kırıklığı yaratan oyunu “Martı”, ilk kez Stanislavski tarafından Moskova Sanat Tiyatrosu’nda sahneye koymuş ve olağanüstü başarı görmüştür; Çehov’un afişlerde kalmasını sağlamıştır. Stanislavski yöntemi ile Çehov’un oyunları başarılı olabiliyordu. “Martı” oyununun başarısı, Moskova Sanat Tiyatrosu’nun amblemini oluşturmuştur. Martı, MST’nun amblemidir.

     “Düello”, Çehov’un uzun bir hikâyesinden sahneye uyarlanmıştır. Değerli yazar ve Rus Dili-Edebiyatı uzmanı Kanşaubiy Miziev’in yazdığı “Düello’nun Tarihi”nde, Rusya’da ünlü düelloculardan ve Türk Edebiyatı’nda düellodan ilginç örnekler sergilenmektedir1: “İnsan psikolojisini, insanın iç dünyasını ve ruh halini en iyi bilen ve betimleyen Rus yazarlarından Anton Çehov’un “Düello” (1897) adlı öyküsünde Layevskiy’in von Koren ile yaptığı düelloda, düello yapma nedeni edebiyat uzmanları tarafından saçma olarak nitelendiriliyorsa da ben Layevskiy’in von Koren için sarfettiği “Alman Yahudisi zıpçıktıları” sözlerini düello nedeni olarak görüyorum. Ayrıca tarafların düello kurallarını bilmemeleri, düello anında olaya yabancı biri olan zangoç yardımcısının müdahale etmesi gibi ihlâller bu düellonun ciddiyetine gölge düşürür.”

     İnsanın kendiyle veya diğerleriyle sürekli bir düellosu vardır. Rus dili ve edebiyatının olağanüstü yazarlarından biri olan Anton Çehov’un “Düello” aslı hikâyesini, ilk kez Rusçadan Türkçeye Hasan Ali Ediz çevirmiştir. Mehmet Özgül, Çehov’un 8 cilt tutan bütün hikâyelerini Türkçeye yeniden çevirdi ve Cem yayınlarında yayımlandı.

     Çehov, yüzyılımızın sesidir. Onun şiirsel gerçekçiliğini yansıtan bütün oyunlarını, Rus tiyatrolarından izledim. Çehov’un bir oyununu değişik tiyatrolarda, değişik yönetmenlerin yorumlarından izledim. Bu kez, tiyatroya uyarlanmış olan uzun hikâyesi “Düello”yu, Moskova Sanat Tiyatrosu’ndan, Antalya’da izledim. Anton Yakovlev’in yönettiği “Düello” adlı oyun Çehov’a uygun bir yorum ve başarıdaydı. Yakovlev’in bu denli başarılı olacağını bilemezdim. Anton Yakovlev’in MST’nun ünlü oyuncusu olduğunu biliyordum. Çünkü Yakovlev’i Moskova’daki Sovremennik Tiyatrosu’nda, bu tiyatronun Genel Sanat Yönetmeni olan Galina Volçek’in sahneye koyduğu Çehov’un “Üç Kız Kardeş” oyununda izlemiştim. Sovremennik Tiyatrosu’nun en iyi yapımlarından biriydi “Üç Kız Kardeş”.

     Antalya Devlet Tiyatrosu’nun öncülüğünde ve özellikle Antalya Devlet Tiyatrosu Müdürü ve Sanat Yönetmeni Selim Gürata’nın festivalle ilgili çalışmalarını, Genel Müdür Lemi Bilgin’in desteği, ayrıca Kültür ve Turizm bakanı Ertuğrul Günay’ın Antalya I. Uluslararası Tiyatro Festivali’ni başlatmasını önemi nedeniyle belirtmeliyim. Antalya gibi uluslararası bir kente, tiyatro festivalinin kazandırılması çok gerekliydi. Artık sadece turizm kenti değil, aynı zamanda bir kültür ve sanat kentidir. Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali, Tiyatro Festivali, Sinema Festivali, Devlet Tiyatrosu, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Senfoni Orkestrası, Üniversitesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu bu kente kültür-sanatıyla renk katıyor, ulusaldan evrensele taşıyor. Bir de uluslararası müzik festivali gerekiyor…

     Gelelim Moskova Sanat Tiyatrosu’nun Antalya’da iki gün sergilediği  Çehov’un hikâyesinden tiyatroya uyarlanan “Düello” oyununa. Çehov tiyatrosu, Stanislavski yöntemiyle en başarılı biçimde yorumlanabiliyor. Antalya’da izlediğimiz “Düello” oyunu da böyle bir yöntemi iyi bilen bir ekolden gelen rejisörün yorumunu içeriyordu. Anton Çehov, aslında oyunlarıyla hikâyeleri arasında biçemi bakımından bağlantı kuruyordu. İroni ve olayları değerlendirme bakımından hem buluşma hem de kesişme noktalarında ayrılmaktadır. Oyunları gibi, öyküsü de benzerlerinden ayrıt ediciydi. Şiirsel gerçekçiliği, oyunlarında olağanüstü güzelliktedir. Doğal olarak hikâye ile oyun elbette ki farklıdır. Rus yazarları romandan ya da hikâyeden tiyatroya uyarlamalarında başarılı olduklarını gördüm. Bu konuda çok örnek verebilirim. Yine MST’nda gördüğüm ve unutamadığım, Dostoyevski’nin “Karamozov Kardeşler” adlı 3 ciltlik romanın uyarlaması olağanüstü güzeldi. “Düello” da Çehov betimlemesi gibi bana hikâyedeki kurguyu anımsattı. Üstelik, ilk gösterimden başlayarak dostlarımla oyunları izledim. Ayşe Sevil Kuru, Burcu Bükem Kuru ve Kâmil Kuru ile birlikteydik.

     Sahne tasarımı Nikolay Slobodyanik hazırlamıştı. Kolektif bir Çehov oyunu izledik. Başarılı oyuncuların adlarını anmalıyım: Anatoly Beliy, Alexander Usov, Evgeny Miller, Dmitry Nazarov, Elena Panova, Valeriy Troshin, Olga Vasil’eva, Alexey Agapov, Oleg Savtsov, Sergey Sazontiev, Dmitriy Kuptsov.


Moskova Sanat Tiyatrosu (Mihat) amblemi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir