Şair Didem Madak Sempozyumu Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü – İZMİR 11-12 Aralık 2014

0

Şair Didem Madak Sempozyumu

“Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı Didem Madak Sempozyumu”
Ege Üniversitesi  Sosyal Bilimler Enstitüsü – İZMİR
11-12 Aralık 2014
EGE ÜNİVERSİTESİ KÜLTÜR SANAT EVİ

Hayatımın üstünde imkânsız kuşlar uçuyor

Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı 11-12 Aralık 2014 tarihlerinde şair Didem Madak için bir sempozyum düzenliyor. Başkanlığını Prof. Dr. Solmaz Zelyüt'ün yaptığı sempozyum düzenleme kurulunda Prof. Dr. Dilek Direnç, Doç. Dr. Şerife Yalçınkaya, Şair Asuman Susam ve Müjde Bilir var. Etkinlik, şiir dilimizin  eşsiz seslerinden biri olan Didem Madak’ın şiirleri odağında, farklı alanlardan pek çok değerli ismi biraraya getirerek şiire ve de kadınlık hallerine disiplinlerarası bir pencereden bakmayı hedefliyor.

 Benim hayatımla ve bir kadın oluşumla ilgili çözemediğim bazı meselelerim var, bu meselelerle samimiyet ve cesaretle boğuşuyorum hâlâ. Bütün bunlar yokmuş gibi davranıp, kitabî şiirler yazamam. Şiirlerim ütüsüz ve buruşuk gezdirdiğim ruhumun diyeti bence. Bu yüzden hepsi benden parçalarla dolu. Bu yüzden biraz ‘kadınsı’, durup dururken bağıran şiirler” diyen  Didem Madak'ı hatırlamayı, hatırlarken tartışmayı ve tartışırken anlamayı amaçlayan etkinlik, Ege Üniversitesi Kültür Sanat Evi'nde iki gün boyunca herkese açık olarak gerçekleştirilecek

Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı
Didem Madak Sempozyum Programı

 
11 Aralık 2014 Perşembe
 
Açılış                                                                                                   10.00 / 10.30
Solmaz Zelyüt/ Platon  Didem’i Severdi
 
 
1.      Oturum                                                                                        10.30 / 11.50
Aylin Nazlı/ Yönlendirici 
Necmiye Alpay / Cadı Olmaya Özenen Kül Kedisi
İpek Şahbenderoğlu / Didem Madak’ın Şiirlerinde Bir Direnme Mekânı Olarak “Ev İçi” ve Direnme Eylemi olarak “Yuva İşi”
Ayşe Duygu Yavuz / Didem Madak’ın Pulbiber Mahallesi: Şairin Dilinde İstanbul
Şükran Yücel / Didem Madak’ın Şiire Karşı Şiiri
Tartışma                                                                                             11.50 / 12.00
Öğle Arası                                                                                          12.00 / 13.30
 
2.    Oturum                                                                                         13.30 / 14.30
Nilsen Gökçen / Yönlendirici
Nilay Özer / Bir Kadın Deneyimi Olarak Şiir: Didem Madak’ın Şiirlerinde Dilin Örgütlenişi, Biçim ve İçerik Üzerine
Mahmut Temizyürek / İri, Ekşi Bir Vişne Tanesi Olarak Yeniden Doğmak
Riitta Cankoçak / Didem Madak ve Bıkkın Tanrıçasının Idiolektik Anlatımı
Tartışma                                                                                             14.30 / 14.45
 Ara                                                                                                    14.45 / 15.00
 
3.Oturum                                                                                           15.00 / 16.20
Nevin Koyuncu/ Yönlendirici
Mehmet Kazım / Mutfağın Bir Adım Ötesindeki Karanlık: Bir Kadın Şairin Tragedyası
Müjde Bilir / Didem’den Efsunlu İzler
 
Zeynep Köylü /  Kayıp Şiirin İzinde: “Sylvia Uyan! Nicholas Sütünü İçmedi!”
Orhan Kahyaoğlu / Didem Madak’ın Grapon Kağıtları Üzerinden 1990-2000 Arası Modern Türkçe Şiire Yeniden Bakmak
 
Tartışma                                                                                             16.20 / 16.40
Ara                                                                                                     16.40 / 17.00
Şiir Performansı:
Tomris Çetinel/ Ah’lar Ağacı                                                            17.00 / 17.30
 
 
    
  12Aralık 2014 Cuma
 
4. Oturum                                                                                          09.30 / 10.30
Gülgün Meşe/ Yönlendirici
Ayşegül Ergül / Didem Madak Şiirinde Kadının Eylem Alanlarına Yakından Bakma Denemesi
Cemal Salman / Mikro Mekânda Dönüşen Bir Zaman Anlatısı ve Şiirin Mekâna  Sıkıştırılmamış Mekânsallığı: Didem Madak’ın Şiirinde Zaman Mekân İç İçeliği
Derya Acuner / Didem Madak Şiirleri Üzerinden Kadınların Eşyayla ilişkisini Okumak
 
Tartışma                                                                                             10.30 / 10.45
Ara                                                                                                     10.45 / 11.00
 
5.  Oturum                                                                                         11.00 / 12.20
Lale Kabadayı/ Yönlendirici
Miray Çakıroğlu / Pulbiber Şubesinin Koordinatları: Didem Madak Şiirinde Anlatıcının “Dışarı”yla İlişkisi
Nazmi Ağıl/ Didem Madak’ın Dille Alıp Veremediği
Neşe Yaşın / Kadınlık Halleri Müzesi: Kadınların Kolektif Belleği Bağlamında Didem Madak Şiiri
Esra Yalazan / Didem Madak’ın “Şeffaf Dünyası”
 
Tartışma                                                                                             12.20 / 12.30
Öğle Arası                                                                                          12.30 / 13.30
 
6.  Oturum                                                                                         13.30 / 14.50
Dilek Takımcı/ Yönlendirici
Zeynep Direk / Didem Madak Şiirinde Sesleniş
Asuman Susam / Pulbiber’de Minör Edebiyat
Hazel Melek Akdik Melek Aydoğan / Unutma-Hatırlama: Didem Madak Şiirlerinde Bellek İnşası
Osman Konuk / Mahallenin Kayıp Kızı: Didem Madak Şiirinde Üç Benlik
Tartışma                                                                                             14.50 / 15.00
Ara                                                                                                     15.00 / 15.15
 
Kısa Film:                                                                                         
Ebru Sağay / 128 Dikiş                                                                     15.15 / 15.30
 
7. Oturum                                                                                          15.30 / 16.30
Konca Yumlu / Yönlendirici
Erdem Çolak / Didem Madak Şiirinde Politik Olan
Songül Çelik Tamer Özşeker Ümran Altan Kebapçıgil / Sütyen Lastiğinin Toplumdaki Yeri
Berrin Yanıkkaya / Hüznün Mizahını Yapmak: Didem Madak ve Kadın Olmayı Kucaklamak
Tartışma                                                                                             16.30 / 16.50
Ara                                                                                                     16.50 / 17.00
 
Kapanış Oturumu                                                                             17.00 / 18.00
Semih Sökmen
Şerife Yalçınkaya
Dilek Direnç
Solmaz Zelyüt


Didem Madak
(8 Nisan 1970-24 Temmuz 2011)

Didem Madak:  8 Nisan 1970 Yılında doğdu.  İlköğrenimine Uşak Gazi İlkokulu’nda başladı ve daha sonra İzmir Bornova Kars Halil Atilla ilkokulunda tamamladı. Orta ve lise öğrenimini İzmir Suphi Koyuncuoğlu Lisesi’nde tamamladı.  Yükseköğrenimini; İzmir 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamlayan Didem Madak 2003 yılından itibaren İstanbul Eczacılar Odası Hukuk Müşavirliğinde hukuk danışmanı olarak çalışmaktaydı.  Timur Çelik ile evli olan Didem Madak’ın üç yaşında Füsun adında bir kızı bulunmaktadır.

Didem Madak’ı 23 Temmuz 2011 tarihinde Kaybettik. Cenazesi  25 Temmuz 2011 tarihinde Şişli Camiinde kılınan öğle namazından sonra; Edirnekapı  Mısırtarlası  Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Didem Madak’ın şiir Kitapları:

Grapon Kağıtları 2001 Remzi Kitapevi Şiir Ödülü
“Ah”lar Ağacı 2002
Pulbiber Mahallesi 2007

Didem Madak aynı zamanda, Wayne Miller ve Kevin Prufer’ın yayıma hazırladığı New European Poets adlı antolojide İngilizcesi yayımlanan “Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım!” şiiriyle Türkiye’yi temsil  etmiştir.

Didem Madak Şiirlerinden seçkiler:

Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım?
 
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Alt katında uyumayı bir ranzanın
Üst katında çocukluğum…
Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
Aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
Büyük bir aşk yamadımHayır
Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım…
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
Aşk diyorsunuz ya
Ben istemenin Allahını bilirim bayım!

Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Balkona yorgun çamaşırlar asmayı
Ki uçlarından çile damlardı.
Güneşte nane kurutmayı
Ben acılarımın başınıevcimen telaşlarla okşadım bayım.
Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.Uzaklara gittim
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

Süt içtim acım hafiflesin diye
Çikolata yedim bir köşeye çekilip
Zehrimi alsın diye
Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
İlahiler öğrendim.
Siz zehir nedir bilmezsiniz
Zehir aşkı bilir oysa bayım!

Ben işte miraç gecelerinde
Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
Bir şiir aradım.
Geçen üç yıl boyunca
Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
Ülkem olmayan ülkemi
Kayboluşumu aradım.
Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Bir ters bir yüz kazaklar ördüm
Haroşa bir hayat bırakmak için.
Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

Kimi gün öylesine yalnızdım
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır.
Ölüsünü şiirle yıkadım.
Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
İşte orda durun bayım
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucundaÖyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.

Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
Aşkı aşk bilir yalnız!

 
 

 

Annemle İlgili Şeyler
 
Sevgili Anneciğim
Binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda
Kocaman bir dağ lalesi gibi
Ve kapkara göbeğini dünyaya fırlatacakmış gibi duran.

Şimdi mucizevi bir yerdeyim
Muc'un ucuz evinde
Sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
Duvarlara hep senin resmini çiziyor
Dili geçmiş zamanda birçok resim,
Hep gülümsüyorsun
Aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi
Ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında
Durmadan soluyormuş gibi.Hatırlar mısın?

Mavi saçlı bir Tanrı gibi severdim Burdur gölünü
O göl şimdi içimde kocaman bir anne ölüsü
Vişne bahçeleriyle dolu,
Neşeli bir şehre benzerdi senin sesin.
Bazen ölmek istiyorum.
Beni yeniden doğurman için
İri, ekşi bir vişne tanesi gibi

Kış başında bir ton kömür yığarlardı kapıya
Bazen görülen rüyalar gibi kapkara
Bir ton rüya çıtırdarken
Sen kar yağmadan önce başkaydın,
Kar yağdıktan sonra bambaşka.
Sanki hep buluğ çağındaydın.
Kuşlar zaptederdi sonra her yeri, sabahları
Binlerce kez söylerlerdi, söyleyeceklerini.
Bizim hiç anlamayacağımız bir şeyi.

Senin şarkıların aç kuşlara buğday saçardı.
Kediler yusyuvarlak dururdu karın ortasında
Kar manzaralı bir resmin ortasında durur gibi
Gri kediler sarmıştı etrafımızı, gri dağlar…
Bir tek senin çocuklar üşüyecek rengi saçların vardı.

Ben bu eve Muc'un ucuz evi diyorum.Yokluğunda böyle oldum.
Mucize öldükten sonra, buraya taşındım.
Ve inan Muc bu evi bana ucuza verdi.
Yaşasaydın, hayatının ortasına
Güller yığan bir adam olsun isterdim babam.
Sen bir çocuk romanı annesi ol isterdim.
Ölü mısır tarlaları hışırdıyordu
Ve kalbimde çıngıraklı yılan sürüleri
diye başlayan bir çocuk romanında…
Şalına sarınırdın, toprağa sarınır gibi
Erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için,
bu acımasız ölü anne sesini.

Şimdi mucizevi bir yerdeyim
Zaman bir salyangozun vücudunda yaşıyor burda
Ve çok ağır ilerliyor.
Yüzümdeki çillerden başka
İsyan eden biri yok hayatımda.

NOT: Ölen her kadın için bir şiir yazdım.
Onları Muc'a evin karşılığında verdim
Çok ucuza.
Artık bütün üzgün oluşlarımın adı:
Anne.

 
 

 

MAHALLEDE BOMBA PATLIYOR
 
Mahallemizde bomba patladı
Martılar çok uçtular
Mahallemizin çığırtkan gözyaşları olup havaya saçıldılar
Bu bir çocuk romanıydı, artık anlaşılmıştı…

 
Orhan Kahyaoğlu, “Modern masal tadında şiirler”, Radikal Kitap Eki, 4 Mayıs 2007
Didem Madak, 1990'lı yıllarda ortaya çıkan şairlerin nadir iyilerinden biri. Özellikle, 1980'li yıllarla birlikte beliren farklı şiir çizgilerinin çoğu ortak bir paydada buluşmuştu: yoğun imgecilik. İkinci Yeni şiirinin bunda tabii ki payı vardı. Ancak, modern gelenekçi çizgiler olsun, Divan şiirini çağdaş bir kimliğe dönüştürmek isteyenler olsun ya da bunlara hiç bağlanamayan farklı şiir çizgilerinin çoğu etkili bir imgeciliğin izini sürdüler. Madak'ın 1995 ilkbaharında yayımlanmaya başlayan şiirleri sınırlı da olsa bir grup şiirsever için ilgi odağıydı. Gündelik dil, gündelik hayat tüm içtenliği, çocuksuluğuyla; kendine özgü ironisi, eğretilemeleri ve imgeleriyle şiirde inanılmaz bir duruluğu, insanın hallerini su yüzüne çıkarmıştı. Mükemmel şiirler miydi bunlar? Belki değil. Ama, Madak, farkına fazla varmadan şiire inanılmaz bir hakikiliği taşıyordu. Yıllar geçtikçe yoğunlaştı, olgunlaştı bu şiir. Çekiciliği, şiirlerin duruluğuydu. 2000'de çıkan Grapon Kağıtları adlı ilk kitap bir bütün olarak okunduğunda, çocuksuluğu, sıradanlığı içinde barındırırken; hem Garip şiirini sevenleri, hem de İkinci Yeni şiirine tutkuyla bağlı şiirseverleri aynı oranda hoşnut etmişti. Bu şiirin temel ayrıcalığı, kendine özgülüğü oldu.
Madak, ikinci şiir kitabı Ah'lar Ağacı'nda kendine ait bir şiir kıvamını, rengini belirginleştirdi. Şehirli insanın günübirlik söylemi, dildeki sıradanlığı hatta şehir argosunun bile açık izleriyle karşılaşıldı. Çocuksuluk, evin gündelik, sıkıntılı hayatı ve ruh halleri bu kitaptaki şiirlere tam anlamıyla sinmişti. Hüzün, sıkıntı bu şiirlerde artık dibe çökmüş gibiydi. Hakikilik hep çocuklukta, çocuksuluktaydı şair için. Sevinmek nedense hep yedi yaşında diye bir dizeyle bile karşılaşılmıştı. İkinci kitabıyla birlikte, şairin bu şiirinde kendine has anlatımcılığı, sınırlı da olsa bir öykülemeciliğe dönüşüyordu. Zaten şiirde, bu özellikleri kullanmadan sıradan hayatın gizil izlerini sürdürmek son derece zordu.

Öykülemeci şiir
İlgiyle izlenen bu şairin, kısa süre önce üçüncü şiir kitabı çıktı: Pulbiber Mahallesi. Madak'ın önceki kitaplarında devamlı hissedilen çocuksuluk, masalımsı hava, bu yeni kitapta bambaşka bir kimlikle ortaya çıkıyor. Madak, bu kez bağımsız yazılmış şiirleri bir araya getirmemiş. En azından tüm şiirleri bir kitap bütünlüğü içinde kurgulamış; ortaya onbeş şiir-bölüm-den oluşan bir yapıt çıkmış. Madak'ın önceki kitaplarında yer alan bazı özellikleri geri plana çekilirken, bazıları belirgin bir biçimde öne çıkmış. Örneğin, bu kitap, öykülemeci bir şiir diline yaslanıyor. Daha da önemlisi bu dil ve kurmacadan hareketle Madak bir 'modern masal' kaleme almış. Bu şiirde kozmopolit kent hayatının insana, bu insanların evine taşıdığı gerginlik ve kaosun izlerine hep rastlanıldı. Bu modern masalda ise söz konusu özellik tüm kitaba yayılmış. Sıkışıp kalan, yalnızlaşan, yabancılaşan insan farklı kahramanlar, semboller yoluyla kitaba yedirilmiş. İlginç metaforlarla yüz yüze kalınmış. Şiirlerden birinde Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar romanına gönderme yaparken, bir şiirin başında yine Atay'ın Tehlikeli Oyunlar romanındaki trajikomik kahramanı Hikmet Benol'dan alıntı var. Ya da bir Sabahattin Ali öyküsü ve kahramanından izler. Bu küçücük kesitleri anımsatmamızın nedeni, bu şiir kitabının özünün de modern hayatın dışlanmış, itelenmiş kentli insanının bugünkü konumunu, şairin kendi ben'ini de katarak kitap boyu sorgulaması. Ancak bir masal edasıyla.
Aslında, şiirde, zor ve riskli bir işe sıvanmış Madak. Kitapta kurguladığı mahalle, İstanbul'un tam anlamıyla bir kültürel kozmopolitliğini işaretliyor. Yani modern olanla dışlanmışların birlikte yaşadığı bir kozmopolit ortamı. Dolayısıyla gündelik hayatın sıradan dil ve söylemi, argo şiirdeki öykülemeciliğin kopmaz bir parçası oluyor. Ama, Madak, tabii ki öykü anlatmıyor. İlginç bir şiir dili, ve tadıyla da bu öykülemeciliği hayata geçiriyor. Kaçınılmaz olarak, hüzün yüklü bir ironi, kurmacanın çoğu kesitinde belirginleşmiş. İmge kadar sembol ve metaforlara da baş vuruyor şiirlerinde. Öykülemenin kahramanları insan veya hayvan olsun –özellikle de kedi– yalnızlaşmanın, yabancılaşmanın çekici sembolleri. Ancak, şiirde öykülemeci dilin getirdiği doğal risklere bazı şiirlerin kesitlerinde şairin teslim olduğu söylenebilir. Bu, temasal olmaktan çok, şairin dili ve dizeyi oluştururken, meydana çıkan gevşeklik, esnekliklerle ilgili. Dolayısıyla da öykünün dizeye, şiir diline baskın olduğu şiir kesitleriyle karşılaşılıyor. Örneğin 'Mahallede Bomba Patlıyor' adlı şiirde tek tek çok güzel dizelere rastlansa da, öykülemecilik şiirin yapısının daha bir önüne geçiyor. Çoğu uzun şiirde de böyle kesitlere rastlanıyor.
Bu saptamaların yanında, kitap yapı ve kurgu itibarıyla, örneğine az rastlanır güzelliklerle de dolu. Pulbiber Mahallesi işaretlediği coğrafyanın, Galata, Tünel, Beyoğlu vs. toplumsal travmasının da sayısız izdüşümlerini içinde barındırıyor. Hem de çarpıcı imge, simge, öyküleme ve çağrışımlarla. Öte yandan, bu coğrafyadan hareketle asıl sorgulanan, insanın halleri, sevgisizlikler, içe dönüklükler, içe kapalılıklar. Özneler aslında, modern hayatın zavallılığını, modern insanın hayata dair çaresizliğini işliyor. Şairin, ne kadar büyüse, olgunlaşsa da, önce kitaptaki gibi çocukluğuna, çocuksuluğuna duyduğu özlemin izleri tüm kırılganlık ve isyanlarıyla kitaptaki şiirlere yedirilmiş. Öte yandan, şairin dilsel anlamda ciddi bir hakimiyet kurduğu çok sayıda şiir –bölüm–de var bu yapıtta. Örneğin 'Poşet Süt' şiirinde mükemmel bir şiir yapısıyla karşılaşılıyor. İlk üç şiirdeki 'büyümek' fiili 'büyü', 'büyüyüm' gibi sözcüklerle apayrı dilsel, sessel çağrışımları işaretliyor. Şairin sözcüklerle kurduğu 'büyülü' anlam dünyasını gün ışığına çıkartıyor. Hem de tam bu masalımsı atmosferle.

Roman esintileri
Çoğu şiirde, arkadaşları ve kedileri birer özne olarak, öykülemelerde ve şiirsel yapıda ayrıcalıklı bir önem taşımakta. Özellikle de Zeyna, kitabın kahramanının biricik yoldaşı. Yalnızlık veya ondan kaçış veya paylaşmanın en önemli sembolü Zeyna. 'Pulbiber Mahallesi'ni Tanıyalım'da Roman kültürünün etkili esinleri, şiirleştirilme becerisi var. Hem de abartısız ve dil ustalığıyla. Argodan fazlasıyla esin alınarak yazılan 'Pulbiber Mahallesi Tarihi' aslında Madak'ın bugüne kadar yazdığı en cüretkâr ve o denli de başarılı şiiri. 'Bizden Başkalarına, Onlara, Çocuklara', çocuksuluğun, dip gezintilerin öne çıktığı etkili bir şiir. Ama, özellikle bu şiirin başlarında şiirin yapısında bir 'gevşeklik'e ne yazık ki rastlanıyor. 'Kaza Anıları' adlı çok başarılı şiirde dolaylı bir Beat şiiri esinleri var. 'Karşılıksız Hayat' adlı uzun ve etkili şiir; içindeki şehir hayatını kıyasıya sorgulamanın yanında, nefis bir masalımsılığı, özel insan ilişkilerini, Tanrı olgusuyla hesaplaşma ve gündeliğe yansımasını içinde barındırıyor.
İroninin ön planda olduğu bu kitabın son şiiri 'Kendim Ettim Kendim Buldum'u özellikle anmak gerek. Bu şiirde, diğer masallarda olduğu gibi eşyalar çokça canlanıyor; hareketleniyor bazı kesitlerde. Masallarla bugün arasında şairin kurduğu akrabalık belirginleşiyor. 'oyun' imgesi ilk kez kitabın da topyekün bir sorunsalı olarak çıkıyor ortaya. Açıkça "Bu oyunun kurucusu benim" diyebiliyor. Bu son düzanlatım şiiri bir sayıklamayla, poetik bir metin olma arasında gidip geliyor. Kitabın bu düzanlatımcı şiirin sonunda, aslında Madak, kendine, ben'ine yaslanan bir tür bildirge sunuyor. Ruh hallerindeki gidip gelişleri, poetikası, politikası hakkında fikirler veriyor. İnsanın trajik halinin, durumunun izini sürdüğünü belgeleme çabasında. Özellikle sonu çok güzel, çarpıcı bu düzanlatımın. Kendi ben'inden hareketle modern insanın kıskaçları su yüzüne çıkıyor. Çarpıcı bir son bu. Önceki şiirlerin tamamıyla sorunsal anlamında örtüşüyor bu metin. Ama, şiirsel yapının gücü konusunda birtakım kaygılarımız olduğundan söz etmiştik. Didem Madak, bu son ürünüyle de, özellikle son yirmi yıl içinde çıkan nadir şairlerden biri olduğunu bu kitabıyla da kanıtlıyor.
 

HABER KAYNAK:
Asuman Susam: asumansusam@yahoo.com
Didem Madak; evetbenim: 
https://www.evetbenim.com/haber/haberdetay/15633-sair-Didem-Madak-i-kaybettik%E2%80%A6.html 

EGE ÜNİVERSİTESİ KÜLTÜR SANAT EVİ

Haber Kaynakları: Şiirevi Web, google web, evetbenim özel araştırma,  
metiskitap web sitesi
Haber Düzenleme Tevfik Yalçın evetbenim
 

Beğendiysen paylaş.

Yazar Hakkında

Sanatı, sanatçıyı, yaşamı paylaşmak…

Yorum yapın

Lütfen Güvenlik Kodunu Giriniz * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.