Tevfik Yalçın: Sanat adına, Sanatçı adına: Siyasetçilerden ve İktidarlardan Vazgeçilmez İsteklerim…

0

SANAT ADINA, SANATÇI ADINA:

SİYASETÇİLERDEN ve İKTİDARLARDAN VAZGEÇİLMEZ İSTEKLERİM…

İlk kez 2007 yılında yayınlanan bu yazı; tüm güncelliğini korumaktadır. Bu nedenle yazımızı 2015 seçim yılı nedeniyle yeniden yayımlıyoruz.

Tevfik Yalçın
evetbenim

Kültür Bakanlığı ile Turizm Bakanlığı kesinlikle ayrılmalıdır. Bir "bar" eşittir; bir sanat galerisi, bir "müze" eşittir; beş yıldızlı otel düşüncesi terk edilmelidir. Kültür Bakanlığı kadroları yeniden gözden geçirilmeli; Konusunda eğitimli, yetkin bireyler görevlendirilmeli ve tüm gereksinimleri karşılanmalıdır.

Müze gelirleri; o müze için yerinde harcanmalı, Maliye Bakanlığı; müze gelirlerininin müzelerce harcanması konusunda özerklik tanımalıdır. Bu anlayışla müzelerin hedef kitlelere ulaşması; süreli ve sürekli yayın, tanıtım araç- gereçleri konusunda planlama ve harcamaları yapma olanağı sağlanmalıdır. Topkapı ve Ayasofya müzeleri; özel radyo ve kendi televizyonlarını bir yatırım planı içinde düşünmelidirler. "Topkapı MüzeTV" kurulunca tüm dünyaya uydu yayınları yapmalıdır.

Sanat galerisi kuruculuğu ve işletmeciliği; Sanat konusunda eğitim almış, yetkin insanların çalıştırılması ve sorumlu olması; yasal zorunluluk olmalıdır. Ağzına pipo alan, top sakal bırakan herkes bu işe; "bu bir ticari iştir" düşüncesiyle sokulmamalıdır. Nasıl sağlık, ilaç satım konusunu herkese yaptırmıyorsak: sanat hizmetlerinin satışı ve karar verme yetkisi; bu konuda öğrenim görmüş, uzlanımı olan bireylere verilmesi sağlanmalıdır. Kim bu ülkede "Tükürürüm böyle sanatın içine…" derse ve veya çıplak heykel ve tablolara don giydirmeye kalkarsa: O kişi; yasalarda yapılacak değişikliklerle: Üç aydan az olmamak üzere kamu kurum ve kuruluşlarında hakimler tarafından belirlenen görevlerde çalıştırılmalıdır.

Ülkemizde bir turisti gezdirmek için rehberlik konusunda zorunluluk getiren devlet; bir sünnetçi için yeterlilik arayan devlet: Sanat galerisi, müze yöneticiliği için çok daha ciddi eğitim, yeterlilik ve uzmanlık aramalıdır.

Sahte eser yapımı, sahte eser ticareti ciddi olarak izlenmeli: Bu konuda yasal yaptırımlar yeniden düzenlenmelidir.Bilinmelidir ki; sahte eser yoktur; sahte imza vardır.

Üniversiteler: Güzel Sanatlar Fakültelerini kurma konusunda: Tıp fakültesi kurmak kadar istekli olmalıdırlar. YÖK bu konuya özel önem vermelidir.

Güzel sanat fakülteleri: ekspertiz konusunda yetkili kılınmalı, bu bir yasal görev olmalı ve bu konudaki teknik araç, eleman açıkları giderilmelidir.

Tüm Anakent Belediyeleri: Modern Sanat Müzesi kurmalı, alt belediyelerin sanat galerilerine sahip olmaları zorunluluk olmalıdır.. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Resim ve Heykel Deposu olarak kullanılmasına son verlmelidir. Bu müzenin Üniversite bağı; araştırma konusu saklı kalmak üzere Kültür Bakanlığına devredilmelidir.

Haydarpaşa Garı: İstanbul’un görsel sanatlar müzesi yapılmalıdır. Otel olarak düşünülmesinin hiçbir yararı yoktur. Bu sakat düşünceden vazgeçilmelidir. Bu düşüncenin izlenmesi: Gelecek kuşakların, atadan kalma yapıtları kötü kullanmaları hakkını kendilerinde görmeleri sonucuna götürmemelidir. İstanbul Karaköy İskelesi; Marmaray projesi tamalandıktan sonra: bulunduğu yerden kaldırılmalı ve o alan: Sanatçılara, sanat severlere ve bu alanda çalışma yapanlara ayırılmalıdır.

Sanat eserlerinin satışında sertifika uygulaması getirilmelidir. Sanat galerileri ve müzeler: tablo, heykel, tüm görsel sanat ürünlerini sergilerken; Kültür Bakanlığından bandrol almalı, bu bandrol; sergilenen o eserle birlikte sürekli bağlı kalmalıdır. Müzik konusunda: Albüm satışlarında; korsan satışlarla ciddi mücadele edilmeli, bu konuda devlet etkin önlemler almalı, kullanım haklarındaki kaçaklar sona erdirilmelidir.

Güzel Sanatlar Liselerinin sayısı arttırılmalıdır. Tüm Üniversitelerin bulunduğu yörelerde; en az bir Güzel Sanatlar Lisesi kurulmalıdır. İstanbul, Ankara, İzmir gibi yoğun nüfuslu illerde: Belirli bir nüfus oranına göre bu liseler açılmalıdır. İstanbul için ilk fırsatta Güzel Sanatlar Lisesi sayısı 10’a çıkarılmalıdır. Müzik alanında çalışma yapan MÜYAM'ın bir karşıtı; resim sanatında da kurulmalı ve RESAM (Resim Sanatı Araştırma Merkezi) yaşama geçirilmelidir. Her yılın 16 Mayıs veya 20 Mayıs tarihi: Sanat Bayramı olarak kutlanmalı; o gün tüm ülkede insanlarımız açık havada resim yapmalı, tiyatro, müzik ve diğer sanat dallarında etkinlikler yapmalıdır. (*)

Ortaöğrenim programında yer alan “resim” dersi: Bakanlığın kitapsız okuttuğu iki dersten birisidir. (diğeri Beden Eğitimi) Resim dersinin bu güne değin ciddi bir kitabının yazılmamış olması; eğitimcilerden çok sanatçıların ve bu konuda yüksek eğitim veren okullarımızın affedilmez bir suçudur. Resim dersine giren her öğrenci; ressam olacak düşüncesiyle yetişen çocuklarımız; evlerine tablo asamamaktadırlar. Meslek eğitimine yönelilmesi düşünülen bu günlerde: Sanat galerisi elemanı, müze elemanı, koleksiyoner vs. nin temelleri bu okullarda atılmalıdır.

Güzel sanat eğitimi yapan tüm öğrencilere; malzeme desteği yapılmalı veya burs ve kredi verilirken bu konu da düşünülmelidir.

Tiyatro: Orta öğrenimde zorunlu ders olmalıdır. "yaratıcılık" konusuna; ortaöğrenimde önem verilmelidir.

Sanat öğretmeni yetiştiren okulların staj programlarına: Profesyonel sanatçı atölyelerini de kapsam içine almalı ve öğrencilerin okul bitirmelerinde bu çalışmalar belirleyici olmalıdır. Süreç eğitiminin yanı sıra; nitelik eğitimine de önem verilmelidir.

Sanat tarihi: Okullarda okutulan "Tarih Dersi"nin başladığı sınıftan başlayarak; eğitim programına alınmalıdır. "Estetik" bilgisi; ilk sınıflardan başlayarak ortaöğrenim programına girmelidir.

Ören yerlerimizde; kendiliğinden oluşan “Çocuk Rehber” konusu incelenmeli, bu konuda çocuk rehberler yetiştirilmelidir. Karpuz, kavun ,simit satan çocuklara ”aferin, çalış çalış; yolunu bul!..” diyenlerin, o çocukların yörelerindeki kültürü bilgi olarak sunmalarını da doğal olarak ve bir çıraklık, iş olarak görmelidirler. Müzelerin bulunduğu yerlerde müzeler, diğer yerlerde ise belediyelere bağlı olarak bu çocuklar korunmalı: Gerekirse Sosyal Sigorta, bağkur vs. siz ona ne diyorsanız; sosyal güvenlik primleri bu kuruluşlarca ödenmelidir. Sağ olsun; haziran ayında bedava kömür dağıtan,”mevsimlik işçileri” bir çırpıda dört mevsimlik yapan Devletimiz; bu konudaki giderleri karşılayacak güçtedir.

Tüm sanat kuruluşlarının web sitesi kurmaları zorunlu olmalıdır. Tüm genel, özel ve bireysel sanat siteleri teknik olanaklar açısından desteklenmeli, Talim Terbiye Kuruluna yapılan başvurularla; inceleme sonucu yararlı görülen sanat web siteleri; tüm sanat, vb. ilgili derslerde incelenmeli ve Eğitim Bakanlığınca bu siteler; eğitimin bir parçası ve zorunlu olarak önerilmelidir.

İnternet: çok ucuzlamalı. Köylünün mazot konusu kadar bu konu önemli ve yaşamsaldır. Bu konuda özel çaba harcanmalıdır.

Sanatçının; sanatını yaparken kullandığı tüm ortam, araç ve gereç: Borçlar kanunu, icra iflas kanunu açısından yeniden değerlendirilmeli; devlet alacaklının alacağı için; sanatçının piyanosunu, kemanını; aracını elinden almamalıdır. Bu konu: Sanatçı yetiştiren öğrenci velileri açısından çok önemli ve toplumda kanayan bir yaradır. Bireysel bilgisayarlar: İcra iflas kanununa konu olmamalıdır.

Türk Sanatçısının dünyaya açılması konusunda: Yurtdışı kuruluşlarımız için özel programlar yapılmalıdır. Tanıtma fonları bu konuda kullanılmalıdır. Kültür Danışmanlıklarının etkin çalışması konusunda çaba harcanmalıdır. Özellikle resim sanatı konusunda: Bakanlıklar, Silahlı Kuvvetler ve özel koleksiyonların katologları yayımlanmalıdır.

Posta İdaresi: Türk görsel sanatçılarının yapıtlarından posta pulları çıkarmalı ve ödeyeceği telif ücretleriyle sanatçıya katkıda bulunmalıdır. İstanbul’un 2010 yılında kültür Başkenti olması nedeniyle 2008-9 yıllarında uygulama başlatılmalıdır. Bu uygulama; özellikle yaşayan sanatçılara yönelik olmalıdır.

Sendikalar, özel ve kamu kuruluşları; sanat eseri alma konusunda fonlar oluşturmalı ve bu fonlarla sanat eseri almaları sağlanmalıdır. Sendikalar; “Eğitim Zorunlu Fonu” adı altında topladıkları bu paraların bir bölümünü; sanat eseri alımında harcamalıdırlar.

Özel müzeler desteklenmelidir. Ölen sanatçıların eserleri ve yaşamları korunmalı ve günümüz araç ve gereçleriyle gelecek kuşaklara aktarılmalıdır. Ayrıca; Silahlı Kuvvetlerimizin elinde bulunan ve artık kullanılmayan: Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşları, Kurtuluş Savaşları'na konu; silah, giyim, kuşam, matara, postal, harita vb. kayıt dışı malzeme bir fiyat belirlenerek ve belli sayıda Türk Halkına Ata yadigarı olarak satışı düşünülmeli, bunlar koleksiyonerlik kapsamı içinde düşünülmeli ve tarih bilincinin sürekliliği bu yolla kuşaklardan kuşaklara aktarılmalıdır. Bu konuda herhangi bir sakıca görülmesi durumunda; anılan tüm objelerin: Askerlik şubelerinde özel olarak sergilenmesi ve ayrıca askeri okul, er, subay ve diğer askeri personel karargahı, kantin ve merkezlerde özel bölümlerde sergilenmesi sağlanmalıdır.(Hassas bir konu olan bu konunun; bir istekten daha çok öneri olarak görülmesini dilerim.) Bu kapsamda: Türk Silahlı Kuvvetler Sanat envanteri çıkarılmalı ve Silahlı Kuvvetler Tablo ve Sanat Koleksiyonu, Asker Sanatçılar: Kitap, katolg vs. yayımlanmalıdır.

Sanatçının sosyal güvenliği ve sağlık sorunları konusunda gerekli önlemler alınmalıdır. Sanatçı; üretemezse, satamazsa açlıkla karşı karşıyadır. Bu konuda "ne yapalım kardeşim; niye sanatçı oldun?" diyemeyiz… Sanatçı; tacize açıktır. Bu açık kapatılmalıdır. Medya ve popülizim: Günümüz "medya"sı; tanımı, işleyişi, dayandığı yasalar ve çalışanları açısından yeniden tanımlanmalı ve gerekli kurum, kural, işleyiş ve denetim koşulları belirlenmelidir. Medyacılık, medyada görev almak; gazeteciliğin bir müktesep hakkı olarak, sarı basın kartının getirdiği bir ayrıcalık olarak görülmemelidir. Bu konunun çarpık işlerliğinin düzeltilmesi ve olumlu işlemesi RÜTÜK denetimlerinin çok ötesinde bir konu olarak görülmelidir. Popülerite, popülizim konusunda ülkenin kaynakları gereksiz yere harcanmakta; az ve sınırlı olan bu kaynaklar yanlış yerlere yöneltilmektedir. Popülerite ve popülizim: Gerçek sanata, gerçek sanatçıya karşı bir haksız rekabet unsuru olarak kullanılmaktan çıkarılmalıdır.

Tablobank kurulmalıdır. Sanatçıların ürettikleri ve kısa sürede satamadıkları eserlerinin pazarlamasını içeren; günümüz bankaları gibi çalışan ve para yerine sanat eseri alıp veren bu sistem kurulmalıdır. Sanat galerileri, koleksiyonerler (Devlet-özel), müzeler bu Tablobank’a zorunlu üye olmalılar. Ülkemizde ikinciel sanat piyasasının oluşumu için gerekli önlemler alınmalı, bu konular için gereksinim duyulacak parasal fonlar; kobi kredilerinden yararlanılmalıdır.

Atatürk Barış Ödülü' nün para ödülü; bizleri üzecek düzeydedir (10 bin dolar) bu tutar arttırılmalıdır. İstenilen düzey: Nobel Barış Ödülününe verilen paraca tutarın üstünde olmasıdır. Aynı konu TBMM Onur ödülünün parasal tutarı için de (verilen: 25 Bin TL.)nin de arttırılması düşünülmelidir.

ULUSAL SANAT KONGRESİ en kısa zamanda toplanmalıdır.

Sonuç olarak: Güneş; dünyayı, sanat; insanlığı aydınlatır. Son sözlerim Türk Halkına: Yamyamla yola çıkan: Ya yem olur, ya yamyam olur. Sanatçıyla yola çıkan: İnsan olur, çağdaş olur, güçlü olur… Yaşadığım sürece bu isteklerimin arkasında duracağım: Ne zamana dek? Birer birer olana dek… Bunların tartışıldığını görmek bile; sanat adına, sanatçı adına isteklerin haklılığı, olabilirliği; yolun doğru olduğunu göstermeye yetecektir. Bunlar, benim siyasetçilerden, iktidarlardan; sanatçı adına, sanat adına isteklerimdir.

Saygılarımla,

Tevfik YALÇIN
[email protected]

(*) 15 Nisan Dünya Sanat Günü olarak kutlanıyor.

Tevfik Yalçın evetbenim.com sanat sitesi
Tevfik Yalçın

Beğendiysen paylaş.

Yazar Hakkında

ÖZGEÇMİŞ 1946 yılında doğdu. Altı çocuklu bir demiryolcu ailesinin en büyük oğludur. 1966 yılında Bandırma Şehit Mehmet Gönenç Lisesi Edebiyat Bölümünü bitirdi. 1966 yılı birinci dönem Lise Başkanlığı yaptı. 1965 yılında Lise Marşını yazdı. Edebiyat öğretmeni Esin Kocabay ve resim öğretmeni Ferahat Baydar ile zaman içinde çalışmalarını devam ettirdi. Sanatçı, 1968 yılında Yapı Kredi Bankası nda bankacılık yaşantısına başladı. 1973 yılında Ege Üniversitesi İ.T.B. Fakültesini bitirdi. 1973-76 yılları arasında sendikacı olarak çalıştı. Bir dönem Bank-sen Genel Eğitim Sekreterliği görevini profesyonel olarak sürdürdü. 1978 yılında Tenise Berberoğlu ile evlendi. Kızları; Kamucan; 1979 da, Zeyneb 1980 yılında dünyaya geldi. 1990 yılında kendi isteğiyle emekli oldu ve sanat çalışmalarına ağırlık verdi. 1993 yılında sanatçı, tiyatro adamı Oben Güneyin şiirlerini derledi. Sanatçı çalışmalarını İstanbulda sürdürmektedir. MESAM Türkiye Musiki Eserleri Sahipleri Meslek Birliği üyesidir. Sanatçının eserleri Fransa ve Türkiye de özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. Tevfik Yalçın 1992 yılında Gol Şov Yarışma Futbol adlı bir tv yarışma programı yapmıştır. (T.C. Kadıköy 1. Noteri 01 Aralık 1992 No: 88456 olarak tasdiklidir.) Otobankızı şiiri; Mayıs 2007 de çıkan pop-rock sanatçısı KIRAÇın Benim Yolum albümünde 7. sırada Zarife adıyla yer almıştır. Beste: G.Barış Bölükbaşı, YAKIMA G.Barış Bölükbaşı Bestesi, Albüm: Mutlu Sonda Kararlıyım 2014 SANAT ÇALIŞMALARI Yakınma Şiirler (Dosya) GÜNDEDÜN İstanbul Oyunlarına Mektuplar (Tiyatro Eleştirileri-dosya) Kim Çözecek Tiyatro Oyunu (Dosya) Karıncalar Anayasası (Dosya) 1999 Güneş Tutulmasının Renkler Üzerine Etkisi Deneyi (Gökhöyük- Amasya) 1999 Bankacı Sanatçılar Karma Sergi 1999 Buluşma Noktası Çorum Karma Sergisi, Devlet Güzel Sanatlar Galerisi 2000 Aşağı İstasyon Çocukları Bandırma Karma Sergi, Bandırma Belediyesi Kültür Merkezi 2000 Buluşma Noktası Bandırma Karma Sergi 2005 www.evetbenim.com sanat sitesinin (sanatı, sanatçıyı, yaşamı paylaşmak için) kuruluşu 2008 20 Ağustos - 7 Eylül: Karma Sergi; Sanalın Gerçeği Gerçeğin Sanalı, Barış Manço Kültür Merkezi İstanbul

Yorum yapın

Lütfen Güvenlik Kodunu Giriniz * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.