
BİLİM DİLİMİZ, ANADİLİMİZİN TOPRAĞINDA YEŞERMEKTEDİR, YEŞERECEKTİR…
Başka dillerden aktarılmış terimlerle, kavramlarla Türk düşüncesi-Türkçe düşünüş oluşamaz; çünkü düşünme, kavramlar arasında bağlantı kurmadır. Sözcükler de düşünceyi kuran, boyutlandıran öğelerdir. Yabancı terimlerle düşünceye açıklık kazandırılamayacağı gibi, boyut da getiremez. Bulanık, gelişmemiş kalır o düşünce.
Tanzimat döneminden bu yana bizde düşüncenin serpilip gelişmesinde ana etken olmuştur dil. Dilin kendi öz değerlerine kavuştuğu dönemlerde düşünce de gelişmiş, serpilmiştir. Soluğunun yabancı öğelerle tıkandığı dönemlerde ise düşünce kısırlaşmıştır. Bu gerçeğin ayrımına varmış olan bilim insanlarımız başka dillerin sözcüklerini benimsemekten kaçınıyor, bunları Türkçeyle karşılama yollarını deniyorlar.
Successive, miscibility, viscometer, oscilloscope, burutte, ampulite, arbitrary, qualitative, reactive, concentration yerine öz Türkçe ardışık, karışırlık, akmazlıkölçer, salınımgözler, damlaç, genlik, isteksel, nitel, tepkin, derişiklik diyorlar. Kendi alanlarının terimlerini Türkçeleştirme işini coşkuyla, tutkuyla yapmaya çalışıyor bilim insanlarımız. Çünkü düşünme, öğrenme, öğretme gibi etkinliklerin anadilin söz değerlerine dayanan terimlerle daha kolay, daha etkin, daha kuşatıcı olacağı gerçeğinden yola çıkıyor, güclerini bu gerçekten alıyorlar.
Bilim dilimiz anadilimizin toprağında yeşermektedir, yeşerecektir…
Tarık R. Konal.

Sayfa düzeni: Tenise Yalçın/tenise.yalcin@gmail.com – İçerik Tarık Konal paylaşımı izin alınarak yayına alınmıştır.

